• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara -1° KAPALI
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

Yeni bir boğaz görünümü ve etrafındaki yüksek binalar insanların ilgisini çekecek mi?

Bu günlerde geçmişte planlanan bir projenin, tekrar konuşulmaya başlandığını, hatta ilk adımlarının yapılan ihalelerle birlikte atıldığını görüyoruz. Evet, Kanal İstanbul. Gündemi takip ederken ben de bir sürü yorum dinledim tabi ve Dünya üzerinde bunun örneklerinin olup olmadığını merak ettim.

Boğaza sahip olan ancak yanına bir de kanal eklemek isteyen bir ülke var mı? Boğaz olan bölgelerin kârları nedir? Kanalların amaçları nelerdir? Gelin hep birlikte bir göz atalım.

Malakka Boğazı:

Malezya Yarımadası ve Endonezya’ya bağlı Sumatra adası arasında kalan boğaz, dardır ancak 805 km uzunluk ile en uzun boğaz olma özelliğini taşır. Ayrıca ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biridir. Neden mi? Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasındaki köprü görevini görür ve en kestirme yoldur. Bunun yanı sıra Japonya, Güney Kore gibi ticaret devlerini de uluslararası ticarete bağladığını unutmayalım. Etrafında birçok ada da bulunan bu bölgede bir kanala ihtiyaç duyulmuyor gördüğüm kadarıyla.

Macellan Boğazı:

Güney Amerika’nın en güneyinde Atlas Okyanusu’nu Büyük Okyanus’una bağlayan boğaz kendisi. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadalarını ayırıyor. Bu takımadalar ise, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır zamanında. Bu boğaz da deniz ulaşımı açısından dardır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Buna rağmen iki okyanusu birbirine bağlayan boğaz iyi kötü kullanılmıştır. Ta ki Panama Kanalı’nın inşasına kadar. Kanalın yapımından önce çok büyük öneme sahip olan boğaz, sayıca azalsa da hâlâ birçok gemi tarafından kullanılıyor. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul ediliyor ve kuvvetli akıntı ve dalgalara ev sahipliği yapıyor. Bu olumsuz faktörler insanları farklı bir arayışa sürüklemiş ve ortaya Panama Kanalı çıkmış. Kanallara geçtiğimizde çıkarımımızı yapacağız. Şimdilik devam edelim.

Hürmüz Boğazı:

Umman Körfezi ile Basra Körfezi’nin arasında kalan boğazın kuzey kıyısında İran, güney kıyısında ise Umman toprakları bulunuyor. Ortadoğu petrollerinin %40’ını, (ABD, Batı Avrupa ve Çin’e gönderilen petrolün yaklaşık yarısına tekabül ediyor.) bu boğazdan transit geçen gemiler taşıyor. Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak, ham petrol ihracatının önemli bir bölümü de yine buradan sağlanıyor. Katar doğalgazının neredeyse tamamı da aktarılıyor. Hali hazırda böyle bir boğaza sahip olan kıyı ülkeler bir kanala ihtiyaç duymuyor sanırım.

Bab’ül Mendeb Boğazı:

Afrika kıtası ile Asya kıtasını birbirinden ayıran boğazın kuzeydoğu tarafında Yemen, güneybatı tarafında ise Arap dünyası ve Afrika’nın en küçük ülkelerinden biri Cibuti konumlanıyor. 32 kilometre genişliğe sahip olan boğaz, Kızıldeniz’i Hint okyanusuna bağlıyor ve bu boğaz aracılığıyla her yıl birçok ticaret gemisi Asya’dan Afrika’ya geçebiliyor. Akdenizve Kızıldeniz’i Hint okyanusuna bağlayan boğaz, Ümit Burnu’nu dolaşmaya gerek kalmadan, mesafeyi dört kata kadar azaltan ve dolayısıyla ticareti kolaylaştıran, yakıttan tasarrufu sağlayan stratejik bir geçiş noktası olarak gözüküyor.

Cebeli Tarık Boğazı:

Atlas Okyanus’u ile Akdeniz’i birbirine açan ve üç ülkenin ortak bölgesi olan Cebelitarık Boğazı, konumu itibariyle, jeopolitik önemi olan bir boğaz, bir geçit.. Birleşik Krallık, Fas ve İspanya’nın egemenliği altında olan Cebelitarık Boğazı’ndan her yıl yaklaşık 7000 gemi geçiyor ve buraya kıyısı olan iki ülkeyle Birleşik Krallık alternatif bir kanal girişiminde bulunmamış. Akdeniz’in kapılarını okyanusa açan boğaz Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra daha da önem kazanmıştır.

Çanakkale Boğazı:

Marmara Denizi’ni Ege Denizi’ne bağlayan boğazdır. Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan boğazda köprü yok, bir yakadan diğer yakaya ulaşım ise feribot ile sağlanıyor. Ege, Marmara ve Karadeniz’e komşu olan ülkeler diğer dünya ülkeleriyle ticaret yapmak için bu boğazı kullanmak mecrubiyetindeler. Tarihi ve stratejik açıdan değerli boğazımızdır.

İstanbul Boğazı:

Karadeniz ve Marmara Denizini birbirine bağlayan su geçididir. Bu boğaz Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayırmasının yanı sıra İstanbul’u da 2 yakaya ayırmıştır, Avrupa ve Asya yakası. Uluslararası deniz nakliyatının yapılabildiği en dar geçit olma özelliği taşıyan İstanbul Boğazı, Karadeniz’e kıyısı olan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ve Ukrayna için Akdeniz’e ulaşmanın tek yoludur. Boğazlar, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin denizi kullanarak tek çıkış yoludur.

Hazar Denizi ve çevresindeki ülkelerin petrollerinin dünyaya aktarılmasının en tasarruflu yolu yine İstanbul Boğazı’dır. Aynı zamanda Avrupa ile Asya kıtaları arasında en yakın nokta olarak kıtasal geçişin sağlandığı yerdir. Günümüzde yılda yaklaşık 50.000 gemi Türk Boğazlarından geçiş yapıyor. Dünya ticaretinde önemli bir geçiş yolu olan boğazların önemi her geçen gün daha da artıyor. Fransız yazar Petrus Gyllius da dediği gibi, “İstanbul Boğazı, bütün diğer boğazlardan üstündür. Çünkü iki denizi ve iki dünyayı tek anahtarla açmaktadır.”. Boğazların durumu bu şekilde. Peki kanallar hangi durumlarda, nerelere yapılmış? İnceleme sırasında kanallar var.

Kiel Kanalı:

Baltık Denizinde ulaşım bakımından önem taşıyan kanal, Kuzey Denizi’nde Elbe Irmağı ağzında yer alan Brünsbüttelkoog’dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau’ya kadar uzanıyor. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yolu. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunuyor. 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapılan kanal, daha önce gemiler Danimarka’nın çevresini dolaşmak zorundaydı. Bu anlamda amacına ulaşan kanal günümüzde hala kullanılmaktadır.

Panama Kanalı:

Atlantik Okyanus ile Pasifik Okyanusu’nu, Karayip Deniz ile birbirine bağlayan kanal, uluslararası deniz ticareti için hayati öneme sahiptir. Kanaldan çok büyük yük gemileringeçebilmesi için en büyük boyutlarda inşa edildi. Bu boyutlar “Panamax Spec” olarak adlandırılmakta. Kanallar kapsamında dünyada öncü gibi gözüküyor sunduğu teknolojik hizmetler sayesinde. Ancak unutmamamız gerekir ki, Panama Kanalı’nın inşaatında birçok zorluk oluşmuştur. Sıtma, sarıhumman gibi hastalıklardan ve toprak kaymalarından 27.000 insanın orada öldüğü belirtilmiştir. Sağlık konusu da tartışıldığı için değinmek faydalı olabilir.

Süveyş Kanalı:

Kızıldeniz ile Akdeniz’i birleştiren kanaldır. Port Said’den Süveyş şehrine kadar uzanır. Kanal, Hint Okyanusu ile Akdeniz ve Atlas Okyanusunu Avrupa kıyılarına ulaştıran en kısa deniz yoludur. Birçok ticari geminin yolunu oldukça kısaltıyor. Aynı zamanda Dünyadaki en çok gelir getiren su yoludur. Kızıldeniz’in girişi ya da çıkışı diyebiliriz, iki taraflı düşündüğümüzde. Gerçekten de ihtiyaç olunan bir noktaya açıldığını da söyleyebiliriz.

Boğaz ve kanalların işlevlerini şöyle bir görmüş olduk. Boğazın yanına kanal yapmak hiç tercih edilmemiş olmakla birlikte, kanallar; burada boğaz yok ama lazım diye tespit edilen yerlere yapılmış. Zaman zaman savaşlar için yapılan kanallar, ticaret hayatını canlandırmış. Acaba yeni bir boğaz görünümü ve etrafındaki yüksek binalar insanların ilgisini çekecek mi? Bu kanaldan ticaret ve diğer gemileri geçmeye zorunlu kılabilecek miyiz ve eğer kılarsak kendilerine Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile belli bir hareket alanı sağlayan bu gemilerin sahibi olan ülkeler kanal için de ayrı bir antlaşma istemeyecek mi? Biz bu tarz bir durumda gerek ekonomik gerekse Suriye’deki hareketler gibi sebeplerle o antlaşma masasından -iyi bir antlaşma olan- Montröden daha iyi kalkabilecek miyiz? Tüm bu sorularla beynimi kurcalamaya devam etmekle birlikte tüm yorumu siz değerli okuyuculara bırakıyorum…

BERAT BİRCAN

BERAT BİRCAN KİMDİR?

30 Haziran 2001 İstanbul doğumludur. Türk-Alman Üniversitesi Siyaset bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi olan Berat Bircan, Yönetim bilimine, insanların bir toplum içinde birlikte yaşaması adına sağlanan refah ve kolaylıklara ve gündemde bizi ilgilendiren konularla ilgileniyor.

0 0 0 0 1 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (3)

Sıradaki haber:

Her tarikatın, her cemaatin kendi üniversitesini açtığını lütfen bir düşünün…

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 1 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
2.373.115

VAKA

2.246.047

İYİLEŞME

23.664

ÖLÜM

127.068

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
94.417.649

VAKA

51.971.697

İYİLEŞME

2.020.103

ÖLÜM

42.445.952

AKTİF VAKA

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için 'Yasal Uyarı' ve 'Kullanım Şartları' sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Yeni Sayı'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Yeni Sayı'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.