• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara 3° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

TAŞNAK KOMİTESİ VE TERÖR FAALİYETLERİ

Politik parti ve örgütler, halkın desteklerini arkalarına alarak devlet sisteminin kontrolüne hâkim unsur olmaya çalışan daimi ve istikrarlı bir örgütlenmeye dayalı siyasal topluluklar olarak tanımlanmıştır. Günümüzde siyasal parti ve komite olarak lanse edilen siyasal örgütler, devlet stratejisi ve milli konular hakkında belirli bir biçimde hareket etmeye karar vererek bir araya gelen insanlarla doğmuştur.

Ünlü siyaset bilimci Maurice Duverger, parti örgütlerinin en küçük birimlerini, parti organizmasına vücut veren hücreler olarak nitelendirmiş, temel unsurları bakımından komite, ocak, milis ve hücre olarak dört gruba ayırmıştır. Komiteler, bir topluluk örgütünü elde edemeyen kadro partilerinde görülür ve partinin millî veya bölgesel seviyedeki yöneticilerini bir araya getirmiştir. Bu tip yöneticiler dışında partiyi örgütleyecek bir üye kitlesi bulunmadığından, komite dışında başka bir teşekkül birimine gerek duyulmamıştır. ( Karsandık, 2005, s.2)

Osmanlı Devleti, XIX. yy’da artık dağılma aşamasına gelmiştir. 1789 tarihinde gerçekleşen Fransız İhtilali’nin etkisiyle milliyetçilik fikriyatı Osmanlı bünyesinde yaşayan azınlıkları, özellikle Hıristiyanları, kendi devletlerini kurma gayesiyle ayaklanmaya teşvik etmiştir. Bu gruplar içerisinde en faal olanlardan biri de Ermeni toplulukları olmuş, bu gayede gizli cemiyetler ve komiteler kurmuşlardır. Bu kurulan komiteler, yasal olmayan yollarla iktidarı yönlendirme veya ele geçirmeyi hedeflemiştir. Bu komiteler dış unsurların da etkisiyle Osmanlı Devleti topraklarında çete ve terör faaliyetlerinde bulunmuştur. Ermeni terörünün temelinde ayrılıkçı-bölücü ve dışa bağlı olma gibi özellikleri ön plana çıkmıştır.

  1. Taşnak Komitesi’nin Kısaca Teşekkülü

“Ermeni Devrimci Federasyonu” adıyla da bilinen Taşnak Komitesi, Ermeni komiteleri içerisinde en önemlilerinden biri olmuştur. Hınçak Komitesi’nin faaliyetlerini yetersiz bulan bazı Ermen gruplar, çıkardıkları Bayrakisimli gazete etrafında toplanarak 1890 yılında Tiflis’te, Taşnak Komitesi’nin kuruluşunu sağlayan zemini sağlamıştır.

Özellikle bu komitenin kuruluşunda Liberal görüşteki İngilizler, kuruluş aşamasında bu komiteye destek sağlamıştır. Ayrıca Rusya’da yaşamlarını sürdüren Marksist ve Sosyal Demokrat yapıdaki Ermenilerde komitenin kuruluş açısında önemli rol oynamıştırlar. Bu komite özellikle Hınçak Komitesi bünyesindeki Marksist anlayışta ki insanların ayrılmasıyla oluşan yeni birliktelikle ortaya çıkmıştır. Hınçaklar Londra merkezli bir komite olup Batıya daha yakınken Taşnaklar ise Rusya’daki ihtilalcilere daha yakın olmuştur.

Taşnak Komitesi kurulmasının akabinde hızlı bir ilerleyiş kaydetmiş bununla beraber İstanbul, Bakü, Karabağ, Nahçivan, Gandzak ve Batum gibi şehirlerde kısa zamanda örgütlenmiştir. Sadece bu yerlerle sınırlı kalmayıp Balkanlar, Kıbrıs, Mısır, Cenevre, Paris ve Marsilya gibi yerlerde de şube açmıştır. (Demirbaş, 2018, s.62-63)

Taşnak Komitesi’nin ilk kuruluşundaki hedefi doğudaki Ermeni grupları birleştirerek Türkiye’de faaliyet gösteren çeteleri desteklemek olmuştur. Bu komitenin kuruluş amacıyla ilgili olarak Trusak gazetesinin 3. sayısında neşredilen yazıda “Memaliki Aliyye’de umumi ihtilal ihdası suretiyle ihtisaslı hürriyeti mülkiye ve medeniye eylemektir ” belirtilmiştir. Buradan anlaşıldığı üzere sözde bağımsız bir Ermenistan Devleti’nin kurulması hedeflenmiştir. ( Savranlı, 2009, s.47)

 

2.Taşnak Komitesi’nin Terör Faaliyetleri

            Taşnakların 1892 yılında açıkladıkları programda Osmanlı Devleti ile yapacakların mücadelenin nedeni ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Çeteler kurmak vasıtasıyla silahlı bir eylem içerisinde olmak ve büyük devletlerin desteklerini kendi taraflarına çekmeyi amaçlamıştır. Her yola başvurarak halkın manevi duygularını ve ihtilalci faaliyetlerini artırmak komitenin hedefleri içerisinde yer almıştır. Ayrıca komite silah ve insan nakliyatı gibi faaliyetlerde de bulunmuştur. (Şimşir, 2007, s.82)

Bu komiteler cinayet, isyan ve terörizm gibi birçok suç unsurunun aracılığıyla Ermenistan Devleti’nin kurulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda komitecilerin başvurduğu yöntemlerin başında silahlı propaganda ve terör gelmiştir. 19. yüzyılının sonlarına doğru faaliyete geçen Ermeni toplulukları, arkalarına kilisenin de desteğini alarak sistematik bir hale bürünerek büyümüştür. Osmanlı Bankası’nın baskını ve Yıldız suikastı gibi projelerle terör faaliyetleri göstermişlerdir. Özellikle 1908 yılına kadar Meşrutiyet hareketinin sağladığı ortam ve istekle birlikte İttihat ve Terakki ile hareket etmiş, Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte tekrar terör eylemlerine başvurmuşlardır. Terör faaliyetleri başladığı günden günümüze kadar uzun süreli olarak varlığını göstermiş, Azerbaycan ve Kafkaslar’da da büyük yaralara yol açmıştır.

2.1. Osmanlı Bankası Baskını

            14 Ağustos 1896 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen Osmanlı Bankası baskını, Taşnak Komitesi’nin planı ve Kurban ile Yıldırım adlı ihtilal komitelerinin destekleriyle gerçekleştirilmiştir. Eylem programı şu şekilde olmuştur: İstanbul’un stratejik açıdan önemli yerlerini kiralama sureti ile tutulup, buralara komite üyelerini yerleştirerek pusuya yatmalarının sağlanması hedeflenmiştir. Buralarda pusuya yatan üyeler zamanı gelince Osmanlı tebaası üzerine bombalar yağdırarak önemli bölgeleri hâkimiyeti altına almak istemişlerdir. Program dâhilinde Beyoğlu’nun belirli caddelerinde siperlerin kazılması, önlerine setler çekilerek siper olarak kullanılması planmıştır. Bu aşamaların gerçekleşmesi neticesinde Osmanlı Bankası’nı işgal edip dinamitle havaya uçurulması ile büyük bir başarı kazanacaklarını düşünmüştürler.

Osmanlı Bankası’nın hedef olarak seçilmesinde, bu bankanın sadece adı itibariyle Osmanlı olan, Fransız ve İngiliz sermayeli bir yabancı yapıya sahip olması ve ona yapılacak bir saldırının Avrupalı devletleri ve dünya basınını da etkilemek için önemli bir fırsat olarak görmüştür. Başkentte oluşturacağı kargaşa ve güvenlik sorunu ile büyük devletleri askeri müdahale yapmaya sevk etmek istemiş, şehirde terör faaliyetlerini artırmak arzulanmıştır. ( Umar, 2014, s.94)

Hazırlıkların tamamlamasıyla 14 Ağustos tarihinde 26 Ermeni elinde silah, bombalar ve dinamitlerle Osmanlı Bankası’na doğru harekete geçmiş, bankanın korumalarını öldürerek binanın içine girmişlerdir. Banka memurlarını da rehin alan komite üyelerinin zaman kazanması için dışarıda olan diğer komite üyeleri polis karakoluna saldırmışlardır. Bankanın işgal faaliyeti gün boyunca sürmüştür. Ermeni teröristler kendilerine dokunulmaması şartıyla eylemlerine son vermişlerdir. Eylemin sona ermesiyle eylemciler Marsilya’ya yollanmıştırlar.

Bu baskının neticesinde 120 asker şehit olmuş ve 25 asker de yaralanmıştır. Sivillerden kaç kişi öldüğüne dair net bir rakama ulaşılamamıştır. Osmanlı karşıtı olan yabancı medya lobisi 4.000 kadar Ermeni’nin öldürüldüğünü iddia etmiştir. (Şimşir, 2007, s.84)

Baskın girişimin sona ermiş olmasına rağmen, birçok semtte Ermeniler, Müslümanlara saldırdı, karşılıklı olarak çatışmalar yaşanmıştır. Bu olaylar günlerce devam etmiş, dış basında Ermenilerin katledildiğine dair haberler yapılmıştır. Olayların akabinde özel bir mahkeme kurulmuş ve Ermenilerle birlikte Müslümanlar da yargılanmıştır. ( Savranlı, 2009, s.58)

2.2. II. Sasun İsyanı

Anadolu’nun belirli bölgelerinde çıkarılan olaylardan istenilen alamayan Ermeniler, dağınık kuvvetlerle başarıya ulaşamayacaklarının farkına varmış ve gücü bir merkezde toplamaya karar vermiştir. Bu merkez için en elveriş yerlerin Taluri ve Sasun olarak belirlemiş, bunun akabinde de ikinci isyan faaliyetlerine hazırlanmıştır.

1897 yılı itibariyle bazı komite üyeleri, Sasun ve Muş bölgelerine gelerek yerleşmiş ve isyan için hazırlıklara başlamıştır. Bir yıl sonra yapılan Taşnak kongresinde faaliyet merkezinin Sasun olarak belirlenmesi sonrasında bölgeye birçok silah ve askeri cephane gönderilmiştir. İsyanı yönetmesi için Ahlât’ın Sohart köyünde ikamet eden Serop uygun görülmüştür. Serop’un faaliyet alanı daha çok Bitlis, Ahlât, Sasun ve Muş civarı olmuştur. Kısa bir süre sonra Serop, düşmanları tarafından zehirlenmek suretiyle öldürülmüştür. Serop’tan sonra açığa çıkan liderlik boşluğu Antranik ile doldurulmuştur.

1901 yılında gelindiğinde Osmanlı Devleti Sasun’a idari olarak düzenlemeler uygulamak istemiş ve Senik tepelerinde bir kışla yapmaya teşebbüs etmiştir. Ancak bu girişim başarılı olmamış ve ikinci Sasun isyanı, 1903 yıllarına doğru şiddetlenmeye başlamıştır. Osmanlı ordusu 1903 yılının sonlarına doğru bölgeyi kuşatmıştır. Zamanla isyan Sason’un tüm yerleşim yerlerine, Muş Ovası’ndan Van’a kadar yayılmıştır. İsyan Temmuz ayı ortalarında doğru şiddetlenmiş ve isyancılar ağır kayıplar vermişlerdir. Osmanlı Devleti ve ordusu baskısını artırmasıyla isyancı komiteciler Kafkasya’ya kadar kaçmıştırlar. Neredeyse Ermenilerin her isyan ve terör faaliyetlerinde olduğu gibi Avrupa basını olayı propaganda aracı olarak kullanarak katliamla ilişkilendirmiştir. Ayrıca Ermenilerin diğer bir amacı Doğu ve Batı olmak üzere iki cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti’ni zor duruma sokmak olmuştur.

2.3. Yıldız Suikastı

            Ermeni Demokrasi Federasyonu 3. Kongresinde Mikayelyan başkanlığında “Güç Gösterisi Organı” oluşturarak İstanbul ve İzmir’de, ses getirecek eylemler hedeflemiştir. Özellikle İstanbul’da gerçekleştirecek bir eylemin her şeyi değiştirebileceğini düşünerek Sultan Abdulhamid’e suikast düzenlenmesine ve bununla beraber İzmir’de de büyük bir silahlı eylem gerçekleştirmesine karar verilmiştir. (Umar, 2014, s.105)

İstanbul’da suikast planı çerçevesinde yapılan keşifle birlikte Sultan Abdulhamid’e yapılacak olan suikast için en önemli zamanın Cuma günü selamlaşıldıktan sonra camiden ayrılıp saraya doğru yola çıktığı sırada olduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle törene katılan Avrupalı konuklara ayrılan yerlere konuşlanarak ve üstlerine de yerleştirdikleri bombalarla ortalığı kan gölüne çevirmek istediğinde olmuşturlar. Abdülhamit’in geçişi esnasında, bomba yüklü lüks bir araçla yaklaşarak infilak ettirilmesi amaçlanmıştır. Eylemde kullanılan bombaların Bulgar komitacıların destekleriyle hazırlanması şaşırtan bir durum olmamıştır. Bu eyleme maddi açıdan Rusya ve Bulgaristan gibi ülkelerde destek sağlamıştır.

21 Temmuz 1905 tarihine gelindiğinde Ermeni suikastçılar Yıldız Camii yakınlarına gelmiş ve hareketli saatler başlamıştır. Akabinde namaz edasının sona ermesiyle harekete geçmişler ve korkunç bir patlama meydana gelmiştir. Deyim yerindeyse caminin önün kan gölüne dönmüş ve patlamanın gerçekleştiği yerde 70 santimlik bir delik açılmıştır. Patlamada birçok kişi şehit olmuş ve yaralanmıştır. II. Abdülhamit, camii çıkışında dönemin şeyhülislamı olan Cemalettin Efendi ile sohbete dalması neticesinde ölümden kıl payı kurtulmuştur. (Savranlı, 2009, s.60)

Olayın akabinde Necip Melhame Paşa nezdinde bir komisyon kurularak araştırmalar başlatılmış olup olayın vuku bulduğu yerdeki lastik parçaları sayesinde birçok terörist yakalanmıştır. Bunun yanı sıra İzmir’de benzer tarzdaki eylem girişimlerinin farkına varılarak engellenmiştir.

2.4. I.Van Olayları

            Van bölgesi komitenin faaliyetleri açısında oldukça önemli bir stratejik konuma sahip olmuştur. Bunun nedeni ise Rusya, İran ve Kafkasya’dan buraya gelmiş olan komitecilerin çoğunluk durumunda olmasıdır. Bu ülkelerden bu bölgeye çok sayıda silah ve askeri teçhizat getirilmesi önemli bir nokta olmuştur. Ayrıca Ermeni terör unsurları bölgedeki köylere saldırarak katliamlar gerçekleştirmiştir.

1896 yılının Haziran ayında Ermeni teröristler devriye gezen askerlere saldırarak subay ve erleri yaralamıştırlar. Bu gelişmeler neticesinde çatışmalar başlamış sokaklar savaş alanına bürünmüştür. İsyanı durdurmak gayesiyle hükümet tarafından bölgeye ordu birlikleri gönderilmiş, 24 içerisinde olayların sonlandırılması için nota bile verilmiştir. İsyanın ön saflarında yer alan örgüt üyeleri geceyi fırsat bilerek kaçmayı başarmışlardır. Özellikle isyancıların bu girişimlerde bulunmasında Rusya ve İran’dan destek geleceği düşüncesi etkili olmuştur. Aslında burada özellikle Rusya, bu bölgedeki Ermenileri kışkırtmasıyla isyanı tetiklemiştir.

Van’da meydana gelen çatışmalar Haziran ayının sonlarına kadar devam etmiş yaklaşık olarak 418 Müslüman ve 1715 Ermeni ölmüş olup birçokta yaralanma vakası gerçekleşmiştir.

Diğer bir kaynakta ise çatışmalar neticesinde Ermenilerden 219 ölü ile 59 yaralı olduğu, Müslümanlardan ise 340 ölü, 260 yaralı olduğu iddiası savunulmuştur. ( Şimşir, 2007, s.84)

2.5. Adana İsyanı

Tarih seyri içerisinde Rusların sıcak denizlere inme politikaları her dönem siyasetlerini belirleyen etkili bir unsur olmuştur. Özellikle Ruslar 1900’lü yıllarda Ermenileri silahlandırma suretiyle politikalarında bir araç olarak kullanmıştır.

Bu dönemde Ermeni papazlarının da köyleri gezerek propaganda yapmaları ayaklanmaların meydana gelmesini fitilleyen faktörlerden biri olarak görülmüştür. Ermeni papazlar içerisinde Episkos Muşeng bu bakımdan en önemli papazlardan biri olmuştur. Ruslar, Akdeniz’in sahil kısımlarının Türklerden alınıp Ermenilere verileceği yönünde sözde vaatleriyle Ermenilerin cesaret duygularını kabartmıştır.

İlerleyen dönemlerde diğer illerden de gelen Ermeni terör gruplarının da bu bölgeye getirilerek silahlandırılmasıyla 27 Mart 1909 tarihinde Adana İsyanı vuku bulmuştur. Bu isyanın başında Adana ahalisi tarafından sevilip sayılan bir din adamı şehit edilmiştir. Bu gelişmenin akabinde isyan şiddetlenmiş, Ermeni nüfusları çoğunluğa sahip olduğu yerlerde Türkleri katletmeye başlamıştır. Özellikle çocuk, yaşlı ve kadın gibi ayrım yapmadan katliamları gerçekleştirmişler. Osmanlı ordusu Adana’daki Ermeni isyanı güçlük bastırmış, birçok kişi de hayatını kaybetmiştir.

 

SONUÇ

Sonuç olarak Ermeni Devleti kurmak gayesiyle kurulan komiteler, siyasal mücadelenin yanında daha çok ihtilal arayışı içerisinde de olmuşturlar. Özellikle Taşnak Komitesi bir terörist yapıya bürünmüştür. Bu komitenin Rusya, İngiltere, Fransa gibi ülkeler tarafından desteklenmesinin dışında İttihat ve Terakki oluşumu tarafında da bir dönem destek görmesi oldukça ilginç bir durum olmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Taşnak Komitesi gibi birçok Ermeni komitelerinin amacı dönemin padişahı olan II. Abdülhamit’i devirmek olmuştur. Günümüzde bile piyon olarak kullanılan Ermeniler, özellikle Ruslar tarafından oldukça fazla araç olarak kullanılmıştır. Özellikle 1970 yılına kadar, Taşnak Ermeni terör örgütünün gayesi “Sovyet Ermenistan Devleti’nin kurtuluşunu ve bağımsızlığını” sağlamak olmuştur. Ne zaman Osmanlı Devletini zayıflatma veya önünü kesme gibi arzular içerisinde olsalar kullanılan piyonlarında başında terör yanlısı Ermeniler gelmiştir. Osmanlı tebaası içerisindeki bazı Ermeniler bu terör faaliyetlerine tasvip etmemiştir. Terör faaliyetleri içerisinde olan Ermeniler gerek Osmanlı Devletine gerekse Kafkasya’daki Türk-Müslüman toplum ve topluluklara zararlar vermiştir. Taşnak Komitesi’nin başrolünü üstlendiği Osmanlı Bankası baskını, Yıldız Suikastı, II. Sasun İsyanı, Adana İsyanı ve I. Van olayları neticesinde birçok Türk katliamlar neticesinde can vermiştir. Ermeni destekçisi Emperyalist devletlerin kuklası durumdaki medya ise Avrupa basınında olayları çarpıtma suretiyle Ermenileri mağdur gösterip Osmanlı Devletini katliamlar yapmak ile suçlamıştır. Günümüzde bu tarz anlayışlar devam etmekte olup, asparagas bilgilerin propaganda amacı olarak kullanılmasına devam edilmiştir.

KAYNAKÇA

 

  • AHMADOV, Ravan. Ayestefanos’tan Tehcir’e Ermeni Milliyetçiliği, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018.
  • UMAR, Afşin Burak. Ermeni Devrimci Federasyonu Kısa Tarihi, Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, 2014.
  • ÖZŞAVLI, Halil. Ermeni Milliyetçilik Hareketlerinin Doğuşu Taşnak- İttihat ve Terakki İttifakı, Ermeni Araştırmaları S.41/2012, s.141-190.
  • HASANÇEBİ, Hüseyin. Osmanlı Ermeni Olayı, Pencere Yayınları, İstanbul, 2010.
  • ŞİMŞİR, Bilal N. Ermeni Meselesi, Bilgi Yayınları, Ankara, 2007.
  • SAVRANLI, Ali Haydar. Ermeni Terör Örgütleri ve Faaliyetleri, Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009.
  • KARSANDIK, Özlem. Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Ermeni Hınçak Cemiyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Siyasal Faaliyetleri (1887-1908), Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005.
  • KOLOĞLU, Orhan – OKUR, Mehmet. Taşnak Komitesi’nin Anadolu’da Örgütlenişine Dair Bir Rapor, Karadeniz Dergisi, s.127-131.
  • JAFARLI, Elvin. Birinci Dünya Savaşı’ndan Günümüze Ermeni Terörizmi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018.
  • DEMİRBAŞ, Yavuz, Dağlık Karabağ Sorunu ve Soruna Çözüm Arayışı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018.
0 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli
    Tüm Yorumlar (1)

    Sıradaki haber:

    Kırım Tatar Teşkilatları Platformundan Rusya’daki referandum ile ilgili bildiri

    Hızlı Yorum Yap

    0 0 0 0 0 0
    sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
    446.822

    VAKA

    374.637

    İYİLEŞME

    12.358

    ÖLÜM

    72.185

    AKTİF VAKA

    sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
    63.911.555

    VAKA

    37.607.604

    İYİLEŞME

    1.390.516

    ÖLÜM

    26.303.951

    AKTİF VAKA

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için 'Yasal Uyarı' ve 'Kullanım Şartları' sayfalarını inceleyebilirsiniz.

    Yeni Sayı'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Yeni Sayı'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

    Araç çubuğuna atla