• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara 5° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

SİMGELERİN TOPLULUK İÇİNDEKİ İŞLEVLERİ

İnsanlık tarihinden itibaren insanlığın peşinde koştuğu yegâne temel, gerçekliğin ifade biçimi (tanımı) olmuştur. Bunu bilim-din arasındaki boyutta ele alırsak iki otoritenin de bünyesine ait kuralları çerçevesinde gerçeklik arama çabası içerisinde bulunduklarını söyleyebiliriz. Fakat insanın algılayabildiğini sandığı gerçeklik her durumda insani perspektiften algılanan gerçekliktir. O zaman; Bir tarafta gerçekliğin mutlak bir hali vardır; öteki tarafta da insani olarak algılanan gerçeklik vardır.

Burada devreye biliş de girer ve insan robottan ayrılır. Artık insanın düşüncesini, duygusunu, davranışını ve anlamını belirleyen bilgi, deneyime dayalı olan bilgi haline gelir. Bu bilgi içerisinde mutlak gerçeklikler korunurken aynı zamanda deneyimin verdiği tecrübe de rol oynar.

Örneğin; bir rengi ele alalım ‘mavi’. Bu renk bütün insanlık için aynı duyu organıyla algılanır. Fakat kişisel yaşam filmlerinin içerisine bu mavi’yi bıraktığımızda filmin tarzı değişebilir. Ne diyorum? Hücredeki bir mahkûm için ‘mavi’ gökyüzü hasreti, yani özgürlük/kurtuluş anlamı taşırken teknesi güpegündüz alabora olmuş bir kaptan için ölümü çağrıştırabilir.

Mavi renk herkesin aynı biçimde, korneasına çarpıp sinirler aracılığıyla beyinde işlenmesine sebep oluyor ama beyin de bir dünya öyle olunca bu dünyanın işleniş kurallarını kişinin biliş yapısı ortaya koyuyor. Burada mavi’nin anlamsal-sembolik gerçekliği oluşur. Mavi artık mutlak gerçekliğin dışında anlamını değiştirmiştir bu da ‘sembol’ dür. İnsanın yaşamı sembolik gerçekliğe göre işler.

Semboller bize sosyalleşebilme imkânı sunar. İnsan deneyimlerini barındırabileceği sembolik bir bilişe sahip olamasaydı sosyal deneyimlerin veya kültürün parçası haline gelemez monotonlaşır hatta robotlaşırdı.

Sembollerin içeriği yarı yarıya mutlak gerçek ve deneyimsel gerçekliğe dayalıdır. Mesela dil, boyutlarının sınırları herhangi bir sembolik kısıtlamaya tabi tutulmamış insanlığın sembolik olarak kendini ilk kez dışa vurması anlamına gelebilir. Sözlü dil bize bütün yaşantımızı kendi çerçevesinde ifade etmemizi ister yani ses gruplarına sığdırmamızı talep eder. Her alanda kullandığımız dili sembolleri sayesinde iletişim biçimi olarak kullanabiliyoruz fakat semboller yukarıda bahsettiğim gibi zihinden zihne farklı şekilde tezahür edebilir.

Kuşkusuz sembollerin anlamlarının değişmesi yaşamın yönüyle ilintilidir. Örneğin; Paranın yapabileceklerini keşfetmemizle küçüklükten itibaren anlamı da bir o kadar değişmiştir. Bu durum tamamen genel-geçer anlayışla ilgili de olabilir, enflasyonun artması gibi.

Sembollerin değişimi önce anlamla başlar. Doğal değişim süreci topluluğun ve kişisel kimliğin çalışma prensibini oluşturur. Örnekle; karantina sürecinden önce kolonya gibi alkol barındıran hoş kokulu kozmetik ürünleri kişisel zevklere hitap eden bir nesne durumunda iken karantina sürecinde hayati bir ihtiyaca dönüşmüştür. Dolayısıyla anlamı tamamen değişmiştir. Bu sadece kişisel bir mesele olmamakla birlikte örneğin anlaşılır olmasına gerek duyduğumdan güncel bir örnek vermek istedim.

Simgelerin yaşam çemberimizi ördüğünü düşünürsek hayatımızı gözden geçirerek bu çembere merakımızı belli ölçeklere aktarabiliriz. Dayanak oluşturduğumuz düşünceler hayatımıza giren simgelerden biri mi? Bunu sorgulamaktan geri kalmayalım, izleri takip ederek yeni yollar açamayız.

Abdullah Emiroğlu

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Susma!

Hızlı Yorum Yap

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
460.916

VAKA

381.569

İYİLEŞME

12.672

ÖLÜM

79.347

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
63.911.555

VAKA

38.189.510

İYİLEŞME

1.407.542

ÖLÜM

25.722.045

AKTİF VAKA

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için 'Yasal Uyarı' ve 'Kullanım Şartları' sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Yeni Sayı'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Yeni Sayı'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Araç çubuğuna atla