14.9 C
Ankara
Pazartesi, Eylül 21, 2020

Referanslarımızı sorguluyor muyuz?

Bilgilere olan yaklaşımımızı her zaman sorguluyor muyuz? Ya da önce şunu sormalıyım, sorguluyor muyuz? Kaynakların sürekli arttığı çağımızda sorgulamazsak inanış ve fikirlerimiz, kopyala- yapıştır olmaz mı?

Deneyleri yürütülen klonlamaların sadece laboratuvarlarda gerçekleştiğini düşünmeyin, zihnimizde de kim bilir ne kadar klonlanmış halde bulunan tabu, inanış ve düşünce barınıyor? Sorgulamak bunun çözümü ama zihnimizde denetleyici mekanizma olan ‘sorgulama laboratuvarı’ mevcut mu? Çünkü bu mekanizma kurulmadan dataları ayrıştırmak (sorgulamak) imkânsız. Cevabınız ne olursa olsun laboratuvarın işlevini gerçekleştiren malzemeleri kontrol etmek önemli, bakımlarının vakti gelmiş de olabilir.

Skeptik (kuşkucu) davranmanın kazanımlarını zihin uzun vadede gösterir. Sabırlı olmakta yarar var, edineceğimiz kazanımlar kolaylıkla elde edilebilecek türden değil. Şimdi doğruluğu kanıtlarıyla tescilli bir bilgi düşünelim. (tabi burada iyimser yaklaşıyorum safsata kaynaklardan ortaya çıkan veriler daha fazla.) İlk kaynak bu bilgiyi sunarken kaynağa rastlayan zihinlerin bunu spekülatif, ilgi çekici veya amacından saptırılmış biçimde sunması olağan. Çünkü beyin hızlı ve kolay faydaya odaklanır kompleks ve faydalı olması çelişkide olan verileri biçimlendirmeye daha az meyillidir. (işlem görmemiş zihin burada bahsettiğim.) Dolayısıyla veri bize rastlayana kadar türlü şekillere bürünmüş yani çok modifiyeye maruz kalmış bir araç gibi orjinalliğini yitirmiştir. Bu aracın orjinali bizim amacımız, bunu çözümlemeliyiz.

Kaynak edinmek; bilimsel kaynaklarca sunulmuş veriler kendilerine has rasyonel işlemlerden geçtiğinden dolayı üzerine düşünme gereği en az olan kaynak biçimidir. Böyle olduğundan bilimsel kaynaklardan beslenen kaynaklar en şeffaf bilgileri içerir. Buna yakın biçimde uzun gözlemler veya tecrübeler sonucu edinilmiş veriler de verimli bilgi alanlarını teşkil etmektedir.

Uygunluk ölçütünde öne sürülen ifade, bildirdiği şeyin nesnesiyle örtüşüyorsa doğrudur. Kanıtlanabilirlik, fenomenlerle çevrili hayatımızdan kopartamayacağımız unsur. Aldığımız veriyi formül olarak yerine yazdığımızda sağlamasını yapabiliyorsak gerçektir. (Aristo ve Platon’un savunduğu şekilde)

Tümel uzlaşımda, herkesin veya çoğunluğun kabul ettiği bilgiler doğrudur. Genelin onayını almak doğruluğun ölçütüdür. Mesela bir an bir şey gördüğümüzü sandığımızda gördüğümüz şeyin var olup olmadığından şüphe ediyorsak yanımızda bulunanlara aynı şeyi görüp görmediklerini sorarız. Eğer onlar da görmüşlerse, gördüğümüz doğrudur.

Derin felsefi konulara kadar uzanan bu malzemeler fazlaca detaylı. Konuyu boğmamak açısından birkaçına yer verme gereksinimi hissettim. Şüphe, komplo teorileri düzeyine gelip kendimizi kaptırmadığımız sürece bizi kademe kademe yukarıya taşıyacaktır. Bunun da önlemini yukarıda bir kısmını bahsettiğim rasyonel düşünce sistemimizle gerçekleştireceğiz. Sonrasında bu filtre zihnimize koruyacaktır.

ABDDULLAH EMİROĞLU

Yeni Sayı
Yeni nesil medya

Benzer yazılar

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız
Lütfen isminizi buraya girin

Stay Connected

20,694BeğenenlerBeğen
2,367TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son eklenenler

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 107 yaşında!

Türk’ün yaralı yurtlarından Batı Trakya’da kurulan ve ömrü çok kısa olan bir devlet, bugün halen kendinden söz ettirebiliyor, kuruluşu kutlanıyor. 107 yıl önce kurulan...

Avdyli, Osmani ile Yeni Bir Partinin Kurulması ihtimalini Dışlamıyor

Kosova Demokratik Birliği (LDK) milletvekili Haxhi Avdyli, Meclis Başkanı Vjosa Osmani ile yeni bir parti kurulması için istişarelerin başladığını duyurdu. "LDK yaklaşımını değiştirir ve gerçek,...