h Dolar 16,7832 % 0.34
h Euro 17,4971 % 0.34
h Altın (Gr) 974,31 %0,49
h BIST100 2.443,77 %1,60
h Bitcoin 320644 %-2.35263
Ankara 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

PROF.DR. HALUK GÜNUĞUR YAZDI: NASIL BİR ÜLKE OLDUK…

TÜRKİYE’NİN VE DÜNYANIN GÜNDEMİNDEKİ ÇARPIKLIKLAR… 

Biz böyle değildik yıllar öncesinde. Herkes ilerlemeyi ve gelişmeyi hedeflerdi. Siyasiler de öyle. Şimdilerde ben ise eski günlerimize dönmeyi düşlüyorum, yani yaşamı geri vitesine takmayı… İnsanların birbirine saygılı olduğu, herkesin başkasının diline, dinine, inancına yaşam tarzına saygı duyduğu, sadece ülke içinde değil, uluslararası toplumda da saygınlığı olan bir ülkede yaşamak istiyorum. Bunun için de çok gelişmiş ve ekonomik açıdan çok ileri düzeyde olan değil, geçmişteki o sevgi, özveri ve dostluğun egemen olduğu günlere dönmek istiyorum. Hani mahalle maçları yaptığımız, birdirbir, kukalı saklambaç, uzuneşek, misket oynadığımız, topaç çevirdiğimiz, komşumuz Nimet hanım teyzenin bahçesine dalıp, çaktırmadan devasa ağaçlarından erik, çağla, armut aşırdığımız o günlere… Neden mi, çünkü ülkemin bu günlerinde yaşarken nefes almakta ciddi biçimde zorlanıyorum, geriliyorum… Ve de avazım çıktığı kadar “yetiii be gariiii” diye bağırmak geliyor içimden. Ruh hastası olacağım bu ülkede. Kim bilir belki de oldum… Beni bu çizgiye getiren olaylara biraz değineyim de beni daha iyi anlayın… 

Bu siyasi iktidarın topluma yaydığı “negatif enerji” hepimizi derinden etkiliyor. Giderek bizi biz olmaktan çıkarıyor. Çatacak yer arar oldum dostlar. Boğuluyor gibi oluyorum. Gazeteleri okuyorum, geriliyorum… TV. kanallarında geziniyorum, geriliyorum… Kimi zaman tartışma programlarını izliyorum, geriliyorum… 

Akp genel başkanı ve Cumhurbaşkanı geçende yine ekranlarda doğal gaz müjdesi verdi. Bu kaçıncı müjde be kardeşim. Dün bir bilim adamının araştırmasını okudum. 5 Kuyudaki doğal gaz rezervinin tamamı Türkiye’nin yıllık doğal gaz gereksinmesinin ancak  % 1,5’u kadarmış. Müjdeler olsun…

Bakan Soylu bildiğim kadarıyla İçişleri Bakanı olmalı. Ama ekonomi bakanı görüntüsü verip Afyon’un bir beldesinde seçim mitingi yapıp Türkiye’nin “atağa kalktığını” ve Almanya, Fransa, İngiltere ve hatta ABD’yi patlatıp, çatlatacağını söylüyor. Evet, son zamanlarda bir atak var. Var ama bu siyasi iktidardaki “panik atak”… Tedavisi de artık gayrı kabil… Aslında ekonomi konusu Cumhurbaşkanının uzmanlık alanı olduğu için bu konuda o konuşmalıydı. Ama suskun… Hele, hele “Mafiosa” lideri Sedat Peker’in suçlamaları karşısında “üç maymunlar” misali iktidardan en ufak açıklama yoksa ülkemizin içinde bulunduğu bu durum felaket ötesidir… Başta Saray olmak üzere, eğer siyasi iktidardan “tık çıkmıyorsa”, Peker’in iddiaları doğru sayılır. “-Biz bu adamı muhatap almıyoruz ve o nedenle yanıt vermiyoruz” gibi açıklamalar günü kurtarmaz, aksine Erdoğan, Soylu, iktidar ve akp’yi giderek küçültüyor.

Bodrum’da Paramount Otelinin sahibi SBK Holding patronu Sezgin Baran Korkmaz diye biriymiş. Adam “ayakkabı boyacılığı” ile başlayıp lüks suitlerin gecelik fiyatı 106.000 TL (İnanmayan google’a girip baksın. Dudağım uçukladı yahuuu…)  olan haftalık tatilin bedelinin 800.000 TL’ye varan bu otelin nasıl sahibi olmuş? Herifçioğlu Erdoğan’ın kasası diyenler var. Öyle yansımış basına ve kamuoyuna. Adam hâkim, savcı, üst düzey bürokrat, emniyet mensupları ve yandaş gazetecileri bu otelde günlerce konuk ediyor. Demek ki; kamu görevlileri hâkim, savcı ve emniyet mensupları iyi maaş alıyorlar ki (!) bu otelin gecesine 100.000 TL’nin ötesinde bir bedel ödeyebiliyorlar…  Gariban ise çöplükteki “soğan”a muhtaç… Oooooff ooff…

Soylu bu adamı İçişleri Bakanlığına çağırıp, ona hakkında “kara bir dosya” olduğunu söyleyip, alacağı 45 milyon $’ı (yaklaşık 390 milyon TL.) bırakıp yurt dışına kaçmasını söyleyebiliyor. O görüşmede Sedat Peker, adamın bakanlığa giriş-çıkış saat ve dakikaları bile veriyor. Bu iddia yalandır diye bekliyorsun Soylu’dan “tık” yok… Haliyle, “-demek doğru” diyorsun. Ertesi gün adam “pııırrr”. Nereye gittiği bile belirsiz. Kimi haberlere göre İsviçre’ye kaçmış. 

Bazı haberlere göre de Sezgin Baran Korkmaz sadece kâğıt üzerinde otelin sahibi. Oteli Cumhurbaşkanı adına yürütüyormuş. İnsanın inanası gelmiyor. Böyle bir şey olabilir mi?… Birileri çıkıp bu iddia ile ilgili yanıt vermeli ki şaibeler ortadan kalksın. Bir ülkenin cumhurbaşkanı aynı zamanda perde arkasında hiper lüks otel sahibi olamaz. İnanmıyorum ve Sayın Cumhurbaşkanından açıklama bekliyorum. Bu açıklamaları sadece ben değil, tüm yurdum insanı bekliyor.

Soylu, Sedat Peker’in her ay bir milletvekiline 10.000 $ verdiğini söylüyor. Peker ise bunu az buluyor ve hiddetleniyor. Ben 10.000 $’lık adam mıyım demeye getiriyor ve “ben çok daha fazlasını verdim” demekten kaçınmıyor. Kim bu akp milletvekili? Türkiye bu kişiyi bilmek istiyor. Soylu, ben bunu ancak savcıya söyleyeceğim diyor.  Sonuç şu: tüm akp milletvekilleri günümüzde şaibe altında. TBMM Şentop bir girişimde bulunmuş sanırım ama sonuç, sıfıra sıfır, elde var sıfır… Ayıp değil mi? Bir hukuk hocası olarak Türk Ceza Kanununa baktım. 279. madde aynen şu hükmü taşıyor:

“Kamu adına soruşturma veya kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini, göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de, yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır”.

Soru: Soylu bu rüşvet suçunu biliyor idiyse (Madem ki savcılara bildireceğini söylemiş o halde bilgisi olduğu kesin), aradan geçen haftalar boyunca neden hala bu açıklamayı yapmamıştır? Bakan Soylu şu anda “suçüstü halindedir”… Konu bu kadar dallanıp budaklandığına göre aslında, adının başında “Cumhuriyet” olan savcıların, yine o Cumhuriyet adına, bu konuda ihmali olan Soylu’dan talepte bulunması gerekmez mi? Bakan Soylu, bir hukuk hocası olarak sana sesleniyorum. “ya bildir bu ismi savcılığa, ya da bırak bakanlığı ve git sigorta şirketinde poliçe kes kardeşim. Zaten kesmeyi çok sevdiğini TV’de dile getirmedin mi? Buna mani ne var ki…

Peker’in ülkede deprem yaratan iddialarına karşı başta Erdoğan olmak üzere akp cenahından tık çıkmamasını hayretle karşılamamak elde değil. Hiç olmazsa Peker’e, halka dağıttığınız kahvenin parasını verin kardeşim. Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı yok mu? Parayı vermiyorsanız bari “cevap” verin kardeşim… İster misiniz Peker çay parası için dava açsın… Yapar mı yapar. 

Benim canım ülkem günümüzde uçurumun kenarına kadar gelmiş. Ya da getirilmiş. Laik Cumhuriyet değerlerinin yıkılıp yerine ASRİKA adında Federal İslam Devleti kurulması için anayasalar hazırlanır ve kongrelerde tartışılır hale gelmiş. ASRİKA’nın dile “Arapça” olacakmış, başkenti de İstanbul… İsmet Paşa olsa, “Hadi canım sende” demez miydi Allah aşkına… Biz bu ülkeyi sokakta mı bulduk. Binlerce şehidin kanları üstünde kuruldu bu ülke. Eski saray danışmanı karanlık odalarda Arap özentisiyle kaleme aldığı anayasa ile federe İslam devleti kurulacak öyle mi? arkadaş sen kimden cesaret alıyor da böyle abuk, sabuk belgeler hazırlıyor ve kongrelerde sunuyorsun?

Ülke ekonomik olarak da battı. 128 Milyar $’dan hala “tık yok”. Yandaş medya yaratmak için Ziraat Bankası’ndan Demirören gurubuna verilen ve kuruşu dahi geri ödenmeyen  750 Milyon $’dan “tık yok”. Yahuuu o bankanın sermayesi halktan toplanan vergilerle oluşmuştu. Paranın sahibi “halk” olduğuna göre, halkın hesap sorma hakkı vardır. Bu banka bir “devlet bankasıdır”. Bu yoldaki talepler var ama “ticari sır” gerekçesiyle geri çevriliyor. Bankanın misyonu, adı üstünde “tarım sektörünü finanse etmektir”.  Yandaş medya kurmak için yapılan yatırımın “ziraat” ile ne ilgisi var kardeşim? Banka şaşmış ama krediyi alanlar geri ödemedikleri için mutlu. Peker bu paranın faizi bile ödenmedi diyor. Ödediysen koysana belgesini ortaya da kapansın Peker’in ağzı.  Millet DE bir “oooohh” çeksin… Yoksa, Demirören kardeşim, bizim bankamızın parasını, satın aldığın “Milli Piyango biletlerinin parasıyla” mı ödeyecek. Karşılığında Demirören’e ait Kemer Country Golf Klübü ipotek edilmiş. Borç ödenmediği için klüp de Ziraat Bankası’na geçmiş. Şimdi o golf klübünü Ziraat Bankası mı işletecek, yoksa o büyük arazide Banka bizzat “ziraat” mı yapacak?

Ülkemizde borcunu ödeyemediği için icralık olanların sayısı milyonları çoktan geçmiş. İcra dosyası sayısının günümüzde 22 milyonu aştığı bilgisi kamuoyuna sızmış. 3-5 bin TL’lik Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) borcu olan öğrenciler icralık olsun; milyarlarca TL’yi cukkalayan kimi müteahhitlerin borçlarını silin gitsin.  Bu mudur adil hukuk devleti? Üstelik Sedat Peker “kahve paralarını” istiyor. Yoksa “haram edecek”. Kimse haram sevmez. Peker de size haram etmeden verin kardeşim adamın parası…

En yüksek ses tonu ile muhalefeti ve Türk insanını azarlamak bu siyasi iktidarın raconu olmuş ama, iktidarın altını kazıyan Sedat Peker ile ilgili haftalardır neden “çıt” çıkmıyor. Yoksa bu Peker doğruları mı dile getiriyor? Acaba adamın elinde belge veya kasetler mi var? Korku dağları mı bekliyor kardeşim?

Bekleyip göreceğiz.

Hani “ooooff oof” diyorum ya, galiba haklıyım. Daha önce de söyledim, yineleyeyim; “Mani oluyor halimi takrire hicabım”… Kim bilir yazmayı unuttuğum ya da bilmediğim daha neler, neler var… Sadece insanlar değil doğa bile ülkemde yaşanan olaylara köpürdü de köpürdü. Tükürüğünü ve salyasını da Marmara’ya attı. Müsilaj deniyormuş. Müshil’den geliyor olmalı. Hani bağırsaklar temizlenmek için içilir ya. İşte öyle bir şey… Doğa sanki ülke siyasetine tükürüyor ve intikam alıyor. Cumhurbaşkanı ekranlarda covid-19 salgınında temizliğe önem veriyor ve 20 saniyeden az olmamak üzeri ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğini bize öğretiyordu. İyi de oldu öğrendik. Öğrenmenin yaşı yok. Şimdi ellerimiz tertemiz ve nasıl yıkanacağını biliyoruz artık. Ama bundan da önemlisi “siyaset-mafya-yandaş basın” nedeniyle kirlenen bu ülkeyi nasıl temizleneceğiz? Akp genel başkanı ve Cumhurbaşkanının bize bunu da öğretmesi gerekir. Elimizi, yüzümüzü nasıl yıkayacağımızı öğrendik de ülkeyi nasıl yıkayacağız, bunu da bize öğretin sayın Cumhurbaşkanı. Ama günümüzde Saraydan “ne tık, ne de çıt çıkıyor”… Sevgili Mustafa Balbay soruyor: “-susmaktan yorulmadınız mı?”… Balbay haksız mı? Bence değil. Şimdi ben de soruyorum:“-susmaktan yorulmadınız mı?”…

Yukarıda sıraladıklarım bile yurdum insanının ruh dünyasını allak bullak etmeye ve onu ruh hastası yapmaya yeter de artar bile… İşin ilginç yanı, bu denli pis kokular çıkan ülkede “Cumhuriyet”i korumak için atanan Cumhuriyet Savcıları daha neyi bekliyor… Anlamak mümkün değil… Laik Cumhuriyetimi bana geri verin kardeşim. Bunu sizden talep ediyorum…

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner; DOĞRU PARTİ gelecek ve hesap sorarak kirlenen bu güzel ülkeyi temizleyecek… 

Prof. Dr. Haluk Günuğur

Doğru Parti 

 Dış Politika Başkanı

 

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

CEZMİ ORKUN YAZDI: KANAL İSTANBUL = RANT

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.