25.5 C
Ankara
Cuma, Eylül 18, 2020

Küreselleşme ve Ulus Devlet

Küreselleşme;Ürünlerin,fikirlerin,kültürlerin ve dünya görüşlerinin etkileşiminden doğan
uluslararası bir bütünleşme dönemidir.Etkileri çeşitli farklılıklar gösterebilmektedir. Küreselleşme sosyal bilimlerin her alanında kullanılan bir kavramdır. Teknolojinin gelişmesiyle değişen ve gelişen dünya düzeninde birçok yenilikler olmuştur.Serbest ticaret, dış kaynak kullanımı, iletişim devrimi, liberalleşme, yasal uyum gibi pek çok etmenleri vardır.
Birbiriyle hiç alakası olmayan toplumlar birbirlerini sanal dünya ile tanıyarak küresel bir hal
almaya devam ediyor. Farklı ülkelerde yaşanan sorunlar birbirini etkiliyor hale gelmiştir. Örnek olarak ABD’de yaşanan siyahi bir vatandaşın polis tarafından öldürülmesi, tüm dünya ülkelerinde küresel  olayların yaşanmasına sebep olabiliyor.Bir ülkede yaşanan ekonomik kriz bile diğer ülkeleri etkileyebiliyor. Siyasi olaylarında bu durumda olduğu düşüncesi topluluklara endişe veriyor olmalıdır.

Ulus Devlet; Meşruiyetini bir ulusun belli bir coğrafi sınırlarındaki egemenliğinden bulan devlet biçimidir .Devlet politik ve jeopolitik bir varlık iken, ulus ise kültürel veya etnik bir varlıktır. Ulus devlet ise bu iki durumu belli bir coğrafyada bütünleştirir. Diğer devletlerden farklı olarak ulus devlet, devleti oluşturan tüm insanların, ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması esastır.  Bu durum bir çok milliyetçi hareketlere de ilham kaynağı olmuştur.

Modern devlet anlayışı, tek tipleştirme yoluyla asimile olmaya yüz tutmuş topluluklar bir çok  sorunla karşılaşmaktadırlar. Küreselleşme ile bütün dünya tek tip bir köy haline getirilmeye çalışılmaktadır. Küreselleşme ile beraber ulus devlet anlayışının yıkılacağı da çok konuşulan bir konudur.İletişim, ulaşım, ticaret gibi alanlarda küreselleşmenin etkisi her geçen saniye artmaktadır.Hal böyle olunca ulus devlet anlayışının ortadan kalkacağının konuşulması kaçınılmaz olmuştur.Her ne kadar bu tartışmalar yaşansa da bazı araştırmacı yazarlara göre 21. YY sonrası ulus devlet anlayışı oldukça artacağı iddaa edilmektedir.

Küreselleşme günümüzde o kadar hızlı bir hal aldı ki, ne yazık ki kişilerin kendi kimliklerini
unutmalarına, milli değerlerini unutup evrensel bir kimliğe bürünmelerine yol açmıştır. Soğuk savaş sonrası dönemde yaşanan bazı olaylar sonrası özellikle ulus devletin geri dönüşü güçlü bir şekilde savunulmaya başlamıştır. Birleşmiş Milletler(BM), Avrupa Birliği (AB) gibi bir çok uluslarası kuruluşların yetersiz kalışı ulus devletin varolmasına olan inancı artırmıştır. Bu durumlara örnek olara tarihsel süreçten Bosna Hersek’in Birleşmiş Milletler (BM) kontrolünde soykırıma uğramasını gösterebiliriz. Günümüzde de buna örnek olarak “COVİD19” salgını sonrası Avrupa ülkelerinden İspanya ve İtalya’nın Avrupa Birliği (AB)’nden yardım beklemesi ve bu beklentiye karşılık alamaması da Avrupa ülkelerinde ulus devlet anlayışını yeniden konuşuluyor hale getirmiş olacağını düşünüyorum.

Devletler küreselleşme ile birbirlerine yaklaşıyor fakat etnik olarak uzaklaşıyor diyebiliriz.Bu durum da ulus devletin varlığını korumasına imkan sağlıyor. Modern ulus devletler makbul vatandaşlarını ortaya çıkarıyor. Ulus devletler büyük bir sarsıntı yaşamalarına rağmen varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Şahsi görüşümde ulus devlet anlayışının varolmasından yanadır.Yaşanan bir çok sorun, ekonomik krizler devletleri millileşmeye yöneltmiştir.Bununla beraber islamafobi, göç olayları gibi ırkçı tutumlar da ulus devlete olan bağı artırmıştır.Kısacası küreselleşmenin sert dalgalarına rağmen ulus devlet varlığını devam ettirmiştir. Türkiye’den de buna benzer bir örnek verecek olursak son yıllarda küresel güç sahibi ülkelerin askeri envanter konusunda ülkemize sorun yaşatmaları vesilesi ile başlayan millileşme hareketi yerli silah ve envanter konusunda ülkemizi %90 civarında bir millileşmeye ulaşmasına zemin hazırlamıştır.Bu da ulus devlet anlayışının olumlu etkiler
doğurabileceğini kanıtlar niteliktedir.

Bu küreselleşme ve ulus devlet kavramları arasında tabi ki bireylerin de çok büyük etkisi vardır. Günümüz Türkiye Cumhuriyeti toplumuna bakacak olursak, üzülerek ifade etmem gerekiyor ki bu küreselleşme ve tek tipleşmeye toplum olarak çanak tutuyor haldeyiz.Şahsi olarak çok önem verdiğim bu konu ne yazık ki toplumumuzun hassasiyeti olmaktan çıkmak üzere. Gençlerimiz sanal dünyada  trend olan akımların peşinde. Hakkari’de ki Ahmet, Edirne’de Mehmet yani memleketin her yerinde bu ülkenin evladı olmasına rağmen gençlerimiz üzerine ABD,İngiltere vb. Ülkelerin bayraklarıyla baskılı tişörtleriyle küresel güçlerin himayesinde olan fastfood mekanları ve kafelerde oturup o markaların tüketiciliğini yapıp yine aynı küresel güçlere hizmet eden sosyal ağlarında paylaşımda bulunmayı marifet sayan bir anlayışa gelmiş durumdayız. Kapitalizmin esiri olmuş telefon, giysi ,gıda hemen hemen her sektörde ulus devlet anlayışından uzak küreselleşme oyunu içinde bir piyon olma durumuyla karşı karşıyayız. Şahsi olarak bu konularda çok hassas olmama rağmen sistemsel sebeplerden de kaynaklı bu küreselleşmenin bir parçası olma yolunda ilerliyoruz. Milli kimlik, örf, adet ve gelenekçilik kavramlarını çok güçlü bir şekilde savunmama rağmen ne yazık ki bu kapitalist düzen ve küresel güçlere kendimizi kaptırmak zorunda kalıyoruz. Bu uçurumdan yuvarlanmadan her zaman milli ve yerli olabilmenin yollarını ve önemini bu topluma empoze etmek oldukça elzemdir..

Oğuzhan Kaptan

Yeni Sayı
Yeni nesil medya

Benzer yazılar

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız
Lütfen isminizi buraya girin

Stay Connected

20,671BeğenenlerBeğen
2,365TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son eklenenler

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 107 yaşında!

Türk’ün yaralı yurtlarından Batı Trakya’da kurulan ve ömrü çok kısa olan bir devlet, bugün halen kendinden söz ettirebiliyor, kuruluşu kutlanıyor. 107 yıl önce kurulan...

Avdyli, Osmani ile Yeni Bir Partinin Kurulması ihtimalini Dışlamıyor

Kosova Demokratik Birliği (LDK) milletvekili Haxhi Avdyli, Meclis Başkanı Vjosa Osmani ile yeni bir parti kurulması için istişarelerin başladığını duyurdu. "LDK yaklaşımını değiştirir ve gerçek,...