h Dolar 8,8670 %1.19
h Euro 10,4799 %1.19
h BIST100 1.384,68 %-1.20
h Bitcoin 378265 %-3.16903
a İmsak Vakti 02:00
Ankara 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Halkbank ne yapabilir?

ABD’de Halkbank hakkında açılan davada önemli bir gelişme yaşandı.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığından, Geogffrey Berman imzasıyla mahkemeye iki gün önce bir başvuru yapıldı.

Halkbank’ın duruşmalarına katılmaması nedeniyle, katılmadığı her gün için bir milyon dolardan başlayan ve her gün için iki misli arttırılmak suretiyle para cezası uygulamasını talep etti.

Eğer bu talep mahkemece kabul edilirse, ilk gün için bir milyon, ikinci gün için iki milyon, üçüncü gün için dört milyon vb. gibi inanılmaz astronomik rakamlara varabilecek bir para cezası mevzubahis olabilecek.

15 Ekim 2019 tarihinden beri, açılmış bulunan davada Halkbank’ın kasıtlı olarak adaletten kaçtığını belirten savcılık, o nedenle katlamalı olarak cezalandırılması gerektiğini iddia ediyor.

Hatırlanacağı üzere, T. Halk Bankası’nın Genel Müdür Yardımcısı ABD’de ağır yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları ile önce tutuklanmış, sonra ise itirafçı olan Rıza Sarraf (Reza Zarrab) davası kapsamında 32 ay hapis cezasına çarptırılmıştı maalesef.

Hâlbuki Türkiye Cumhuriyeti’nin kamusal sermayeli köklü bir bankasının, Genel Müdür Yardımcısına yönelik bu mahkûmiyet olayı, münferit ve kişisel bir hadise değildi.

Halkbank’ın 2010-2015 yılları arasında milyonlarca dolar, usul ve yasa dışı ticarete, kara para transferine ve bankacılık dolandırıcılığına, Rıza Sarraf ile birlikte kurumsal olarak katıldığı ve sorumlu olduğu iddia ediliyor ne yazık ki. ABD’ye bu işlemlerle, Türkiye’ye karşı kullanabileceği çok sakıncalı bir koz verilmiştir.

Rıza Sarraf’la, rüşvet ve komisyon karşılığında işbirliği yapan ve görevlerini kötüye kullanan, şahsi çıkarları için yasal olmayan iş ve işlere kalkışan dönemin bazı bakan ve banka yöneticilerini şahsen sorumlu tutmak yerine, kurumsal olarak köklü ve saygın bir banka olan Halkbank’ın yargılanıyor olması akla, vicdana ve hukuka uygun değildir.

Eğer varsa sorumlu olan, suça karışan dönemin bazı bakan ve banka yöneticileridir. Kamusal sermayeli Halkbank tarafından alınmış veya uygulanmış bir yasadışı işlem veya karar yoktur orta yerde.

Halkbank’ın duruşmalara katılarak, bu savı öne sürmesi belki de, bu son ağır ceza yaptırımı tehdidinin bertaraf edilmesine katkı sağlayabilir.

Aksi takdirde, Halkbank’ın, ödenmesi neredeyse imkânsız hale gelebilecek katlamalı cezalarla on milyonlarca dolar tutarında bir meblağ ile karşı karşıya kalma riski doğabilir.

Kaldı ki, ABD Hazine Bakanlığına bağlı, Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) de geçmişte çok sayıda bankaya kestiği cezaların benzerini Halkbank için de ayrıca kesebileceğinden endişe edilmektedir.

Eğer Trump, azil sürecinden ve seçimlerden başarıyla çıkamazsa, ABD yargısı ve bürokrasisinin bu konuda daha bağımsız ve katı davranma olasılığı da mevcut maalesef.

Özetle, Halkbank’ın kurumsal olarak yargılanması hukuka aykırıdır.

Şahısların münferit olarak R. Sarraf’la çıkar ve rüşvet karşılığında yaptıkları iddia olunan işler nedeniyle kurumsal olarak bankanın sorumlu tutulması doğru değildir bence.

Halkbank bu iş ve eylemlerden ötürü esasında mağdur edilmektedir. İtibarı, uluslararası ilişkileri hiç de hakketmediği halde zarar görmektedir.

Halkbank yönetimi en azından bu gerekçeyi öne sürerek, davaya katılmalı, sonucu ne olursa olsun en azından katlamalı on milyonlarca dolar haksız bir ceza yaptırımından bu suretle kaçınılmalıdır belki de. Çünkü eğer böyle büyük cezalara neden olunursa, şimdiki yönetim de ileride bu zarara sebebiyet verdiği için sorumlu tutulabilir.

Biz bir kez daha uyarmak ve alternatif çözüm önerilerini paylaşmak istedik.

Çünkü Halkbank, Türkiye’nin sayılı, köklü ve önde gelen bir bankasıdır.

Esnaf ve KOBİ’ler başta olmak üzere, Türk ekonomisine, sanayisine ve ticaret hayatına önemli ve değerli katkılar yapmış, kurumsal kimliği oturmuş, gelenekleri ve 80 yılı aşan tarihi ile Türk bankacılık sisteminin devleri arasındadır.

Gelin görün ki, bu dev Bankanın yönetimine, niteliksiz-çapsız-şaibeli, partizanlık ve yolsuzlukla anılan isimlerin ardı ardına getirilmesi nedeniyle, banka, hiçbir biçimde hakketmediği büyük bir itibar ve imaj zedelenmesine uğradı, hala da uğruyor maalesef.

Türkiye Cumhuriyetinin itibarı ve Türk bankacılık sistemi açısından çok büyük ve vahim gelişmelerle karşı karşıya kalma riskimiz hala var. Böyle şeylerin olmasını inanın hiçbirimiz istemeyiz ve arzu etmeyiz. Çünkü mevzubahis olan; Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı ve Ekonomisinin istikrarıdır.

Ama üzücü olan, koca çınar, Türk ekonomisinin vefakâr kurumu, Milli bankamız T. Halkbankası, gözü kara, niteliksiz-partizanlığa ve usulsüzlüğe bulaşmış yöneticiler ve iktidarlar yüzünden ağır bir töhmet altına sokuluyor ve imajı yerle bir ediliyor. Buna neden olanlara bir kez daha yazıklar olsun diyoruz.

UFUK SÖYLEMEZ

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Berlin’deki balans ayarı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.