18.4 C
Ankara
Pazar, Eylül 20, 2020

Hakikat önemini nasıl yitiriyor?

Bilgi kaynaklarının artması, doğru bilgiye ulaşmamızda temel dayanak mı? Başka açıdan; kaynakların artması doğru bilgiyi gölgeliyor veya onun tümüyle oluşmasını kısıtlıyor mu? Bu gibi konulara birlikte biraz daha mercek tutalım.

Modernite’nin bize bahşettiği bilgiye ulaşma konusunda aklı kullanma arzusu, (rasyonellik) içinde bulunduğumuz post-modern çağ ile birlikte yerini kabaca duygulara bıraktı diyebiliriz. Şöyle ki; rasyonelliğin nesnel bir yargı olması kargaşa gibi ortamların önüne geçerken referansı aklın yorumuna dayalı düşüncelere yer veriyordu. 20. Yüzyılın ortalarından itibaren etkisini gösteren post-modernizmin etkileri günümüze kadar artan bir biçimde sirayet etmiştir. Buna göre tutum ve davranışlar bilmek değil inanmak üzerine oluşturuluyor; bizi heyecanlandıran, önyargılarımızı pekiştiren, kaotik bilgilerle korkutan haberler ve yayınlar artık daha ses getirir ve referans alınır duruma geldi. Nesnellikten, yoruma dayalı öznelliğe hakikat gözüyle bakıldı. Bu çok sesli ortamda duygu hegemonyaları peyda oldu. İçeriğin önemini yitirdiği bu çağda bizi harekete geçiren başlıklar ön plana çıktı. Flaş, şok başlıklarıyla eskiden dikkat çekenler dijital dünyada ‘clickbait’ gibi dikkat çekme oyunları oynuyorlar. Bu şekilde aklın yakınından geçmeyen ama duygulara hitap eden birçok kirli bilginin bizi kuşattığı bir dünyadayız. Hakikat ‘sıradan’, ‘yoruma kapalı’ ve ‘sıkıcı’ olması dolayısıyla rağbet görmüyor bu dünyada.

Kitap, dergi gibi basılı kaynaklar bile bu tip numaralara başvuruyor. Çok satan kitaplara veya yayınlara baktığınızda bunu tespit edebilirsiniz. Bu genelleme istisnalara tabidir her alanda olduğu gibi. Böylece nitelikten ziyade duygulara sesleniş hakikatin yerini aldı. Toplumların bağrına bastığı, sevdiği her şey bu duyguları kullanma biçiminde maalesef materyal oldu ve anlamını yitirdi.

Enformasyon çağının dijital dönemle birleşmesiyle hız kazanan bu yöntem artık cebimize kadar girdi. Sosyal medya ve internet haberciliğinde önemli olan etkileşim olduğundan haberin oluşturulma yöntemi, kaynağı vs. gibi argümanlar sorgulanmaz hale geldi. Bilgi sirkülasyonu içinde kendimizi kaybettiğimiz bu dönemde insanlara olan güvenimizden psikolojimize her alan yıpranmaya başladı. İşin trajik kısmı bu, otorite kullanmak için kaçınılmaz derecede iyi bir yöntem. Maalesef duyguları kullanmak, insanları bilinçlendirmekten daha fazla getirisi olan stratejik bir boyut kazandı. Niteliğini kaybeden bu dönemde otoriteler vicdanlara seslenerek onu kullanır ama kendi vicdanına ihtiyaç duymaz, çünkü kullanırsa duygulara seslenerek kazanç elde edemez.

Çetrefili bol bu dönemin karmaşası her insanın uzaktan yakından etkilenmesine sebep olmuştur. Kendimizi tamamıyla izole etmek çok güç ama bu kadar karamsar konuşma içerisinde demeliyim ki işini iyi yapan ama pek ses getiremeyen çok kişi var (her alanda). Bunun bilincindeysek bu arayışın parçası olup gözümüze sokulana değil de kıyıda köşedeki kıymetli değerlere odaklanmakta fayda var. Yeni dünyayı takip etmek çok zor kendimizi bu takibe kaptırıp yıpratmaya gerek yok. Duygulara seslenen kişilere ihtiyacımız varsa yolu sanatçılara bırakmak en doğrusu, yoksa sapla samanı karıştırırız.

Biraz münzevi bir hayat kendimize değer katmamız için güzel bir adım olabilir. Reklam sektöründen her alana santim santim yayılan gerçek olmayanı köpürterek gerçekmiş gibi inandırma yöntemi artık her yerde. ‘Maddi çıkarların duygularımızı yönlendirmesi’ cümlesi bile çok dramatik. Bunu düşünerek bu kıyıma ortak olmamak biraz da bize bağlı. Nitelikli olana yönelmek niteliksiz işlere fırsat vermediğimizden dolayı uzun ömürlü olamayacaktır.  Aklımızın olması bizi el üstünde bir varlık yapıyor. Onun birilerinin elinde oyuncak olmasına müsaade etmeyelim.

Abdullah Emiroğlu

Yeni Sayı
Yeni nesil medya

Benzer yazılar

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız
Lütfen isminizi buraya girin

Stay Connected

20,676BeğenenlerBeğen
2,368TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son eklenenler

Ekonomide ‘pik’ mi, yoksa ‘dip’ mi?

Cumhurbaşkanı T. Erdoğan, Türkiye’nin kredi notunu bugüne kadar görülen en düşük seviye olan “B2 ve görünümünü ise Negatif - Yatırım yapılamaz” olarak açıklayan Moody’s’e...

NEDİR BU ADAM-DER?

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri...

AB Komisyonu: Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile diyalog kurmak imkansız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Kırım’ın işgalinden dolayı AB ile Rusya arasındaki stratejik diyaloğun yeniden başlamasının imkansız olduğunu söyledi. AB ile Rusya arasındaki...

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 107 yaşında!

Türk’ün yaralı yurtlarından Batı Trakya’da kurulan ve ömrü çok kısa olan bir devlet, bugün halen kendinden söz ettirebiliyor, kuruluşu kutlanıyor. 107 yıl önce kurulan...

Avdyli, Osmani ile Yeni Bir Partinin Kurulması ihtimalini Dışlamıyor

Kosova Demokratik Birliği (LDK) milletvekili Haxhi Avdyli, Meclis Başkanı Vjosa Osmani ile yeni bir parti kurulması için istişarelerin başladığını duyurdu. "LDK yaklaşımını değiştirir ve gerçek,...