• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara 8° KAPALI
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

Hakikat önemini nasıl yitiriyor?

Bilgi kaynaklarının artması, doğru bilgiye ulaşmamızda temel dayanak mı? Başka açıdan; kaynakların artması doğru bilgiyi gölgeliyor veya onun tümüyle oluşmasını kısıtlıyor mu? Bu gibi konulara birlikte biraz daha mercek tutalım.

Modernite’nin bize bahşettiği bilgiye ulaşma konusunda aklı kullanma arzusu, (rasyonellik) içinde bulunduğumuz post-modern çağ ile birlikte yerini kabaca duygulara bıraktı diyebiliriz. Şöyle ki; rasyonelliğin nesnel bir yargı olması kargaşa gibi ortamların önüne geçerken referansı aklın yorumuna dayalı düşüncelere yer veriyordu. 20. Yüzyılın ortalarından itibaren etkisini gösteren post-modernizmin etkileri günümüze kadar artan bir biçimde sirayet etmiştir. Buna göre tutum ve davranışlar bilmek değil inanmak üzerine oluşturuluyor; bizi heyecanlandıran, önyargılarımızı pekiştiren, kaotik bilgilerle korkutan haberler ve yayınlar artık daha ses getirir ve referans alınır duruma geldi. Nesnellikten, yoruma dayalı öznelliğe hakikat gözüyle bakıldı. Bu çok sesli ortamda duygu hegemonyaları peyda oldu. İçeriğin önemini yitirdiği bu çağda bizi harekete geçiren başlıklar ön plana çıktı. Flaş, şok başlıklarıyla eskiden dikkat çekenler dijital dünyada ‘clickbait’ gibi dikkat çekme oyunları oynuyorlar. Bu şekilde aklın yakınından geçmeyen ama duygulara hitap eden birçok kirli bilginin bizi kuşattığı bir dünyadayız. Hakikat ‘sıradan’, ‘yoruma kapalı’ ve ‘sıkıcı’ olması dolayısıyla rağbet görmüyor bu dünyada.

Kitap, dergi gibi basılı kaynaklar bile bu tip numaralara başvuruyor. Çok satan kitaplara veya yayınlara baktığınızda bunu tespit edebilirsiniz. Bu genelleme istisnalara tabidir her alanda olduğu gibi. Böylece nitelikten ziyade duygulara sesleniş hakikatin yerini aldı. Toplumların bağrına bastığı, sevdiği her şey bu duyguları kullanma biçiminde maalesef materyal oldu ve anlamını yitirdi.

Enformasyon çağının dijital dönemle birleşmesiyle hız kazanan bu yöntem artık cebimize kadar girdi. Sosyal medya ve internet haberciliğinde önemli olan etkileşim olduğundan haberin oluşturulma yöntemi, kaynağı vs. gibi argümanlar sorgulanmaz hale geldi. Bilgi sirkülasyonu içinde kendimizi kaybettiğimiz bu dönemde insanlara olan güvenimizden psikolojimize her alan yıpranmaya başladı. İşin trajik kısmı bu, otorite kullanmak için kaçınılmaz derecede iyi bir yöntem. Maalesef duyguları kullanmak, insanları bilinçlendirmekten daha fazla getirisi olan stratejik bir boyut kazandı. Niteliğini kaybeden bu dönemde otoriteler vicdanlara seslenerek onu kullanır ama kendi vicdanına ihtiyaç duymaz, çünkü kullanırsa duygulara seslenerek kazanç elde edemez.

Çetrefili bol bu dönemin karmaşası her insanın uzaktan yakından etkilenmesine sebep olmuştur. Kendimizi tamamıyla izole etmek çok güç ama bu kadar karamsar konuşma içerisinde demeliyim ki işini iyi yapan ama pek ses getiremeyen çok kişi var (her alanda). Bunun bilincindeysek bu arayışın parçası olup gözümüze sokulana değil de kıyıda köşedeki kıymetli değerlere odaklanmakta fayda var. Yeni dünyayı takip etmek çok zor kendimizi bu takibe kaptırıp yıpratmaya gerek yok. Duygulara seslenen kişilere ihtiyacımız varsa yolu sanatçılara bırakmak en doğrusu, yoksa sapla samanı karıştırırız.

Biraz münzevi bir hayat kendimize değer katmamız için güzel bir adım olabilir. Reklam sektöründen her alana santim santim yayılan gerçek olmayanı köpürterek gerçekmiş gibi inandırma yöntemi artık her yerde. ‘Maddi çıkarların duygularımızı yönlendirmesi’ cümlesi bile çok dramatik. Bunu düşünerek bu kıyıma ortak olmamak biraz da bize bağlı. Nitelikli olana yönelmek niteliksiz işlere fırsat vermediğimizden dolayı uzun ömürlü olamayacaktır.  Aklımızın olması bizi el üstünde bir varlık yapıyor. Onun birilerinin elinde oyuncak olmasına müsaade etmeyelim.

Abdullah Emiroğlu

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kalıplaşmış Zihniyet

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
487.912

VAKA

396.227

İYİLEŞME

13.373

ÖLÜM

91.685

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
62.147.874

VAKA

39.755.287

İYİLEŞME

1.450.326

ÖLÜM

22.392.587

AKTİF VAKA

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için 'Yasal Uyarı' ve 'Kullanım Şartları' sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Yeni Sayı'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Yeni Sayı'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.