• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara 8° KAPALI
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

Bana dair

Bu hafta affınıza sığınarak yazmam gereken konulardan yani sanattan ve edebiyattan bahsederken araya kişisel olan politiktir görüşüne dayanarak -her zamankinden biraz daha fazla- kendimi katacağım. Sonuçta sanat kapsamlı bir alana sahip ve her şeyi konu alabileceği gibi her şeye de ilham olabilir.

Geçen hafta yazmadım mesela, yazamadım. İlk bundan bahsedelim. İçimden gelmeyen şeyleri yapmamak konusunda o kadar hassasım ki -belki de en çok sevdiğim şey olan- yazma eylemini bile erteletiyor bana bu hassaslık. Garip bir hafta geçirdim geçen hafta. Ne istediğime, kim olduğuma ve nerede durduğuma dair sorgulamalarım hep olsa da bu sefer sayıcı çoktu. Bu sorgulamalar arasında eski yazılarıma dönüp şimdi kim olduğunu bilmiyorsun belki ama eskiden kim olduğunu hatırlayabilirsin, bu sana yardımcı olur dedim kendi kendime. Geçen sene kasım ayında şöyle bir şey yazmışım. O zamanki yazma amacım kendimi kendime tanıtmak olmasa da ‘’cuk’’ oturdu kim olduğuma sorgulamalarıma.

‘’Benim dünyam sizinkiyle aynı değil. Benim dünyam Didem Madak, Tezer Özlü, Birhan Keskin gibi kadınların dünyası.
Ben pencereyi açtığımda umut dolar camımdan içeri.
Ben gökyüzüne bakınca kara bulutları değil engin mavilikleri görürüm.
Ben bilmem kaç takipçinin, bilmem kaç beğenmenin değil; iki kelamın bir hoş sohbetin derdindeyim.
Bağımlılıklarımın değil hayallerimin kölesiyim.
Ben insanların gözünün içinde kendimi değil yeryüzünün yansımasını görenlerdenim.
Ben buyum. İnce bir düşünce yapım, hassas bir ruhum var.
Ben sizin dünyalarınızda samimiyete hasretim.
Ben ümit eker, ekin biçerim.
Gözüm sevgiye, aç karnımsa yalanlarınıza toktur.
İnsanlar beni kendilerine benzetmeye çalışsa da psikiyatristim normal olmadığımı söyleyip avuç avuç ilaç yuttursa da, bana yargılayan gözlerle baksanız da, anlattıklarımı değil anlamak istediklerinizi anlasanız da ben buyum.
Beni sıfatlarınızla yönlendirmenize, zamansız öten horozu ise kesmenize izin vermeyeceğim. Ben de o horozum, siz de. Farkında değilsiniz belki ama hangimizin zamanlaması doğru ki?

Ben böyle gelmiş böyle gitmez diyenlerdenim.
Ben galiba savaşta hep öne atılan, kurban edilenlerdenim çünkü sizden değilim.
Ben sizden hiç hikâyeme sahip çıkmanızı beklemedim ki. Kulak verin istedim sadece. Görünür olmam için illa tecavüz mağduru öldürülmüş bir kadın olmam mı gerekiyordu? Oysa yanımızdan her gün binlerce yürüyen ceset geçmiyor mu?
Etrafına bak, farkında ol istiyorum sadece.
Ben lavanta kokulu bahçelerde nizami bir hayat yaşamıyorum. Benim yaşadığım yerde insanlar birbirlerini öldürüyor, hayvanlara, çocuklara ve birbirlerine tecavüz ediyor, kayırıyorlar, savaşıyor ve kaybediyorlar. Evet kaybediyorlar. Çünkü her savaş bir yenilgidir benim için.
Ben kendime çaylar demlemek, kedilere mama vermek, gördüğüm her köpeğin başını okşamak, bazen ağlamak, bazen gülmek, sorgulamak, bıkmadan sormak, cevaplar bulmak, uyumak, uyanmak, dinlenmek, yorulmak, koşmak, düşmek için yani yaşadım diyebilmek için dünyama bir şeyler katmak istiyorum. Yaşadım diyebilmek için 70inde zeytin dikmek istiyorum Nazım Hikmet şiiri misali. Ben kadınım, ben gencim, ben geleceğim. Ben buyum, sen kimsin?’’

Arada unutsam da biliyormuşum kim olduğumu.

Öyle işte! Sizin de kendinizi bulmanız ve kendinize ben buyum diyebileniz dileğiyle…

Tomris Yurtseven

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İLKELERİN DEĞİL KİŞİLERİN PEŞİNDEN GİTMEK FELAKETE GÖTÜRÜR!

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
487.912

VAKA

396.227

İYİLEŞME

13.373

ÖLÜM

91.685

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
62.158.338

VAKA

39.757.130

İYİLEŞME

1.450.578

ÖLÜM

22.401.208

AKTİF VAKA

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için 'Yasal Uyarı' ve 'Kullanım Şartları' sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Yeni Sayı'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Yeni Sayı'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.