h Dolar 8,8670 %1.19
h Euro 10,4799 %1.19
h BIST100 1.384,68 %-1.20
h Bitcoin 380341 %-2.26163
a İmsak Vakti 02:00
Ankara 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Cezmi Orkun

Cezmi Orkun

17 Eylül 2021 Cuma

ORMANLAR BİR ULUSUN GELECEĞİDİR

ORMANLAR BİR ULUSUN GELECEĞİDİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar; Muğla Çevre Platformu ve İkizköy Çevre Komitesi’nin ormanlarımızın korunması hakkında mail mesajlarını aldım. Her iki yer konusu itibarı ile aynı olduğundan birlikte değerlendiriyorum.

Muğla Çevre Platformu mesajında Muğla’daki ormanların %65 ine maden ruhsatı verildiği, Temmuz sonu ve Ağustos ayı içerisinde Muğla orman yangınlarında yaklaşık 70 bin hektar ormanlık alanın yok olduğu ve çok sayıda canlınınyaşamını yitirdiği belirtilmiştir. Ayrıca; Muğla Çevre Platformu,

• Bu alanların yeniden ağaçlandırılmasını ve
• Hiçbir yeni maden ruhsatı verilmemesini, ruhsat verilmiş alanların işletmeye açılmamasını talep etmektedir.
Maden ruhsatlarının iptali için Muğla Çevre Platformu tarafından başlatılan tek bir ağaç dalına, hatta yaprağına dahi dokunulmasın kampanyasını da sürdürmekte olduğunu ve şu ana kadar kampanyaya yaklaşık 14 bin kişinin  destek verdiği ifade edilmiştir.

 

Bahse konu platform; Bu orman yangınlarındaki kayıpları  yenilemek için uğraş verdiklerini, Ancak; Kızılçamların,  karaçamların, meşelerin, maki topluluklarının, karakulakların, kaplumbağaların, arıların, börtü böceklerin, Marmaris Semenderlerinin yeniden hayat bulması için zamana ihtiyaç olduğunu belirtmektedirler.

 

İkizköy Çevre Komitesi mesajı çerçevesinde ise; Bilindiği üzere Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde devam eden ÇED Muafiyeti ve Muğla 1. İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davaları 12.Ağustos.2021 tarihinde karara bağlanmış ve her iki davada da yürütmenin durdurulması yönünde karar verilmiştir. Bu durdurma kararlarını takiben bilirkişi heyeti bölgede gerekli incelemeleri yaparak hazırlayacakları raporları ilgili mahkemelere ileteceklerdir.

 

İkizköy Çevre Komitesi ve KARDOK Derneği tarafından iletilen mail mesajında, yöre halkının beklediği bilirkişi heyeti 7.Eylül.2021 Salı günü, Akbelen ormanı’nın İkizköyhalkı ve doğa için ne anlama geldiğini tarafsız bir gözle yerinde incelemek üzere çalışma başlatmıştır. Ancak; bu çalışmaya yöre halkının katılımına izin verilmediği, şirket temsilcilerinin katıldığı ve davacı avukatın ise konuşturulmadığı iddia edilmektedir.

 

Bütün bu haksız müdahalelerin İkizköy halkına yapıldığı ve yöre insanının bu haklı davasında, kömür madeninin yarattığı ekolojik yıkımın, bilim insanlarının dikkatinden kaçırma çabası olduğu kanaati oluşmuştur. “Ülkemiz yeşil kalsın” anlayışı çerçevesinde bilirkişi heyetine sormak istiyorum, İkizköy Akbelen ormanı mı? yoksa oradan yandaş firmanın çıkarmak istediği linyit kömürü mü? Hangisi,

 

Yıllardır yaşam hakkını arama mücadelesi veren yöre halkı, Akbelen ormanı ve Işıkdere mahallesi yanında pek çok doğal ve kültürel değerlerini, yaşamlarını yok ede ede ilerleyen kömürün önünde insanca yaşam hakkı mücadelelerini yapılan hakaretler, kısıtlayıcı müdahaleler ve saldırılara rağmen yargının önünde yasalar, Anayasa ve evrensel insan hakları çerçevesinde yürütmeye devam edeceklerini ve “Akbelen Ormanını Vermeyeceğiz”

anlayışı içerisinde olduklarını belirtmişlerdir.

Yöre halkı; Kızılçamlarını, kuşlarını, yuvalarını beklemeye ve ormanın sesini dinlemeye devam edeceklerini, tek bir ağaçlarını dahi kaybetmek istemediklerini belirterekAnadolu topraklarının üstü, altında yatan madenlerden çok daha değerlidir demektedir. Gerçekten de öyle değil mi?

 

Büyük bir bölümü yangın nedeniyle yok olan ormanlarımız hepimizin yüreğini de yakmıştır. Bu firmaların yanan yürekleri yok mu? İktidar yönetimini ve yargıyı bu katliamlara son verilmesi konusunda göreve davet ediyor ve Anayasamızın 169.maddesine uygun davranmalarını bekliyoruz.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Ormansız bir yurt, vatan değildir”sözü ile ormanlarımızın önemi üzerinde durmuştur. Bir ulusun zenginliği olan ormanlarımıza sahip çıkalım. İkizköy ve Akbelen ormanlarının talan edilmemesi için Muğla çevre platformu (https://mucep.org/) ve İkizköyÇevre Komitesi ve KARDOK Derneği (https://www.facebook.com/ikizkoy.direniyor, https://www.facebook.com/groups/ikizkoydireniyor @ikizkoydireniyo ikizkoy.direniyor) mail ve sosyal medya da arkadaşlarımızı yalnız bırakmayalım. Bu ülke hepimizin. Ülkemiz yeşil kalsın ki zenginliğimiz daim olsun.

 

DOĞRU PARTİ olarak  Muğla Çevre Platformu ve İkizköyÇevre Komitesinin haklı mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtir vatandaşlarımızın da bu mücadeleye katkı sunmalarını bekliyoruz. Ormanlarımızın varlığının ülkemiz geleceği olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizin tamamında yapılan bu katliamlara son verilmesi ve yöre halkının içinde olmadığı bir kararın ise yok hükmünde olacağı bilinmelidir.

 

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

VATANDAŞ, CENGİZ HOLDİNG DEĞİL Kİ !

VATANDAŞ, CENGİZ HOLDİNG DEĞİL Kİ !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cengiz Holding’e, sahibi olduğu Eti Bakır’ın Samsun’da kuracağı ve sabit yatırım tutarı 1.6 milyar TL olan üretim tesisine proje bazlı devlet desteği sağlanacağını belirten C.Başkanlığı Kararı 3.Eylül.2021  tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır. Bu karara göre CENGİZ HOLDİNG’e;

Gümrük vergisi muafiyeti,
KDV istisnası ve vergi indirimi(%100),
SGK işveren primi desteği(tutar sınırı olmaksızın 10 yıl süreli),
Gelir vergisi stopaj desteği(10 yıl),
Nitelikli personel desteği(5 yıl süreli azami 20 milyon TL),
Enerji tüketim harcamalarının(10 yıl boyunca 75 milyon TL.ile sınırlı) %50 oranında enerji desteği ve
Yatırım yeri tahsisi gibi ayrıcalıklar tanınmıştır..

Vatandaşa gelince Doğalgaz’a, elektriğe, suya, gıda ürünlerine vs. yani vatandaşın günlük yaşantısında kullandığı her şeye ZAM. Sanki vatandaş’a değil yandaş’a ortaklar.  Zaten AKP İktidarının en büyük özelliği üreten değil dilenen bir toplum oluşturmak değil mi? Oysa milletimizi dilenen değil üreten bir neslin devamı olarak görmelidir.

Uygun yöntem ise; “Sosyal yardım vatandaşlık hakkıdır” inancıyla dünyada tartışılan bizimde DOĞRU Parti olarak benimsediğimiz doğumdan ölüme kadar herkese “temel vatandaşlık geliri” ödeme sistemidir. Bu yöntem, milletimizin saygınlığı açısından daha uygun değil mi? Evet ama, TOKİ anlayışına sahip AKP yönetimi rant dışında bir şey düşünmüyor ki. Eeee ne yapalım vatandaş Cengiz Holding değil ki !

Vatandaş Cengiz Holding ve benzeri yandaş/paydaş şirketlere hizmet eden köleler!

Öyle değil mi? AKP İktidarı, bizlerden aldığını bu şirketlere bol kepçe dağıtmıyor mu?

Değerli vatandaşlar bu söylediklerim basında da yer alan bilgilerdir. Amacım; AKP için, her türlü katkılarını esirgemeyen AKP seçmeni kardeşlerimin gerçekleri görüpyeter artık demeleri ve vicdanen rahat olacakları bir duruş sergilemelerine katkı sağlamaktır.

Değerli vatandaşlar burası muz cumhuriyeti değil. Burası atalarımızın canları vererek bizlere emanet ettikleri koskoca TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Öyleyse, memleketimizi her yönüyle yok etme zihniyetine sahip bu siyasi iradeye, yani AKP’ye fırsat vermeyiniz.

Milli şairimiz M.Akiy Ersoy’un “Sahipsiz bir memleketin batması haktır, Sen sahip olursan bu memleket batmayacaktır.” Sözlerinin, aziz milletimize armağan olduğunu hatırlamanız temennisiyle.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

HEDEF HİLAFET Mİ?

HEDEF HİLAFET Mİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, öncelikle şu tesbiti sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemize gelen 18-30 yaş aralığında genç erkeklerden oluşan Afgan halkı farklı etnik gruplara(Özbek, Türkmen, Kırgız, Tacik, Peştun ve hazara) mensup olduğundan homojen bir grup değildir. Afgan halkının, sınır komşuları olan Pakistan(425 km.), Tacikistan(633 km.), İran(1.314 km.), Türkmenistan(918 km.), Özbekistan(871 km.) ve Kırgızistan(1.018 km.)’ a gitmek yerine ülkemize yönlendirilmesi hatta getirilmeleri düşündürücüdür.

Afganistan Türkiye arası 2.939 km. olduğundan afgan vatandaşların ülkemize yürüyerek gelmesi imkansızdır. Öyleyse bu bir göç değil planlı bir sevkiyattır. Zaten basında yer alan bilgilere göre afgan halkı İran sınırından birileri tarafından alınıp karayolu üzerinden Türkiye sınırına getirilmektedir. Sınırımızdan ise yürüyerek ülkemize giriş yapmaktadırlar.

Sosyal medyadan izlediğimiz kadarıyla Afgan halkının son derece zinde görünümü, ülkemizde nereye gidecekleri, nerede kalacakları ve nasıl yaşayacakları önceden planlanmış olduğu izlenimini vermektedir. Yandaş medyada yer alan haberlerde ise, afgan halkının Türkiye’ye geliş nedenleriiçin;

Ekonomik açıdan çaresizlik,
Taliban örgütünde yer almamak,
Güvenli bir bölge olarak BM’in Türkiye’yi Afganlar açısından risk taşımayan bir yer olarak tanımlaması

Gerekçelerine yer verilmektedir. Ancak milletimiz artık bu nedenlere kanmıyor. Bu durum, milletimizin hem tedirginliğine yol açmakta hem de aldatılmış olma gibi nedenlerle biriken toplumsal öfkenin açığa çıkmasına neden olmaktadır.

ABD ve AB ülkeleri üçüncü ülke olarak Afgan halkınaTürkiye’yi işaret etmektedirler. Yani, bizim vermemiz gereken kararlar dış ülkeler tarafından veriliyor. Vay halimize ! ABD kendisine yakın çalışanları ülkeden tahliye ediyor ancak bir şekilde birlikte hareket ettiği yaklaşık bir milyon destekçisi Afganlara ise Türkiye’yi adres gösteriyor. Gösterdiği adresde geleceğe yönelik ne tür planlar yapıldığını görmemiz gerekmiyor mu?

ABD Afganistan ve Suriye’yi terk ediyor görüntüsü vermesine rağmen bence oralardaki çalışmalarını tamamlamış  olup etki alanını, Türkiyede Suriye’li göçmenlere ilave Afgan göçmenleri de topraklarımızda  konumlandırmak suretiyle güçlendirmek istemektedir. Yani; BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) planlayıcıları, çalışmalarını adım adım devam ettirmektedir.

AKP iktidarı, Suriye ve Afgan göçmenlerin  ülkemize girişlerine göz yummasının bir nedeni olmalıdır. Bu neden,küresel güçlerin hayali olan ulus-devlet yapımızı ortadan kaldırıp yerine günümüz siyasi iktidarı üzerinden ümmet-hilafet yapısının temel taşlarının döşenmesi olabilir mi?

Uluslararası boyutta düşündüğümüzde AKP nin bu fikrinin alıcısı başta ABD olmak üzere birçok AB ülkesi olacaktır. Çünkü; Küresel güçler Ulus devlet yapısında esas olan ülkedeki tüm vatandaşların paylaştığı dil, kültür ve ortak değerlerdeki birliğini bozmak istemektedir.

Küresel güçler, ulus devlet anlayışını ve  ulus devletin ahenk ve birliğini  siyasi, sosyal ve ekonomik açıdanetkilemektedir. Ulus devletler üzerinde küresel güçlerinetkileri;

Devletin küçülmesi ve ortak değerlerin yitirilmesi ve
Siyaset ve yönetim dengesinin küresel güçlerin istediği şekilde yeniden kurulmasının sağlanması

Faaliyetleri çerçevesinde yapılmaktadır. Ülkemiz AKP iktidarının birçok uygulamalarına bakıldığında küresel güçlerin etkisi altında olduğu görülecektir. Ayrıca;

Hilafetin kaldırılması kanununun(3.Mart.1927 tarih 431 nolukanun) ilk maddesinde Halife haledilmiştir. Hilafet, Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır.” Yani;“Hükümetin ve cumhuriyetin anlamı ile kavramı, aslında hilafeti de içermektedir” ifadesi yer almaktadır.

Uzun süredir yaşanan göçler sonucu ülkemizin demografik yapısının değişmesi bu maddenin amacı dışında kullanılmasının önünü açacak gibi. Yani İktidar bu değişimler sonucu yasa gereği hilafetin bizde olduğunu belirtip halifeliğini ilan etmesi mümkün değil mi? yani böyle düşünülmüyor mu? Bunun işaretleri de zaten mevcut değil mi? Değerli vatandaşlar;

Sayın Emine Erdoğan, Sosyal medyada yer alan bir konuşmasında “ Biz sadece kendi çeşmemizden, ampülümüzden, soframızdan ümmetin halifeliği sorumluluğu değil yeryüzünde halife olmanın sorumluluğunu taşımaktan mesulüz…” ifadesini kullanmıştır. Hilafetin ayak sesleri duyulmaya başladı değil mi?

Bu ifadeyi siz değerli vatandaşlarımızın dikkate alması ve geleceğe yönelik ülkemiz ulus devlet yapısını değiştirme arzusunda olan bu siyasi anlayışa dur demenizin zamanı geldiğini hatırlatmak isterim.

Değerli vatandaşlar dış güçlerin etkisinde olan AKP iktidarı,vatandaşlarımızı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada iktidarda kalmak adına din istismarı yaparak aldatmaya devam edecektir. Bu söylemlere inanmayınız. Devletimizin geleceğini küresel güçlerin insafına bırakmak için çaba sarf eden AKP iktidarına bu fırsatı vermeyiniz.

Unutmayın, bir şeyi yıkmak kolay ancak yapmak zordur. AKP iktidarı 20 yıl boyunca hep kolay yolu yani; Yıkmayı tercih etmiştir etmeye de devam etmektedir. Yıkılan maddi değerlerin telafisi mümkündür ancak yitirilen milli, manevi ve ortak değerlerin telafisi mümkün değildir. DOĞRU PARTİ ulus devlet yapısının teminatı olarak dış güçlerin her türlü oyunlarını bozacaktır.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

DOĞRU PARTİ Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

MUKTEDİR OLMAYAN AKP(AYNAYA BAK VE GÖR)

MUKTEDİR OLMAYAN AKP(AYNAYA BAK VE GÖR)
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Değerli vatandaşlar, yirmi yıl önce AKP Genel Başkanı sayın Erdoğan tarafından o zamanın hükümetine atfen;
Bu ülke bugün bu hale geldiyse,
Benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa,
Meydanlar açız açız diye bağırıyorsa,
Pazardan atık topluyorsa,
Ev kirasını, Elektrik ve Su faturasını ödeyemiyorsa,
%25 i açlık sınırının altında, %50 si yoksulluk sınırının altında ise,

Bu ülkeyi bu hale mevcut hükümetiniz getirmiştir sözlerini her platformda seslendirmiş ve sonuçta milletin desteğiyle AKP 2002 yılında iktidar olmuştur.

AKP yönetimi iktidarda bulunduğu yirmi yılın sonunda yukarıdaki sorulara muhatap olarak ne cevap verir açıkçası bilemiyorum. Ancak; bildiğim AKP yönetimi döneminde yetişen gençliğin aklında kalan olaylardır. Bunlar;

Halkbank davası,
Turgev, Reza Zarrab, Milyarlık saatler, bakara-makara, din tüccarları ve SBK,
Ayakkabı kutuları, para kasaları,
Deniz Feneri-Yimpaş-Kurban paraları,
Yetim-dul-garip guraba ve kul hakları,
Davul ve zurna ile karşılanan PKK uşakları, Oslo-Dolmabahçe görüşmeleri, apo yandaşları ve imralı ziyaretleri,
Başına çuval geçirilen askerler,
Askere kelle, asker ölmek için maaş alıyor sözü,
Şehitler tepesi boş kalmayacak  diyenlerin çürük raporlar ile askerden kaçan çocukları,
Nota verilsin diyenlere müzik notası mı verelim cevabı,
Gözden çıkarılan Kıbrıs,
Feda edilen ege adaları,
TC ibaresi ve ANDIMIZIN kaldırılması,
Tartışmaya açılan NUTUK,
Usulen kutlanan MİLLİ BAYRAMLAR,
Alçakça indirilen bayraklar ve İstiklal Marşı okunurken alçakça oturan gafiller,
Askerlerin yoluna döşenen mayınlar, heba edilen kahraman şehitler ve unutulan gaziler,
İsrail devleti tarafından kendisine verilen ancak iade edilmeyen üstün liyakat nişanı,
TRT’ye çıkarılan terörist Osman Öcalan,
Orman yangınlarını söndürme amaçlı olmayan uçaklar,
Nereye kullanıldığı bilinmeyen Merkez Bankasının 128 milyar doları,
Bir suç örgütü liderinden 10.000 dolar aylık alan siyasetçi,
Eksiye düşen Merkez Bankası rezervi,
Tüm kazanımları yandaşlara satılan kurucu değerler,
Yok edilmeye çalışılan Türkiye Cumhuriyeti,
Çoğunluğa dayalı TBMM,
Yandaş basına aktarılan çiftçinin 750 milyon doları,
Sınırsız kaynaklar aktarılan Yandaş/paydaş şirketler,
Küresel sermayeye teslim edilen madencilik ve Tarımsal faaliyetler,
Yok edilen Yargı, Yürütme ve Yasama,
Yaygınlaşan biat kültürü ve korku iklimi,
Yandaş/paydaş şirketlere verilen garantilerle gelecek nesile yüklenen borçlar,
Korunan yandaşlar, yok sayılan vatandaşlar,
Kepengini kapatan esnaflar,
Yoksulluktan çöpten ekmek yiyen garibanlar,
İşsizlikten kendini yakan baba,
Evladına bir pantolon alamadım diye intihar eden vatandaş,
Ülkede ekmek daha ucuz diye halk ekmekten, ekmek almak için metrelerce kuyruk bekleyen vatandaşlar,
Ülkede açlık yoktur, var diyenler varsa onlar doyursun sözü. Ve
Her doğal afet sonrası IBAN numarası veren AKP İktidarı

Gibi daha yüzlerce olumsuz olayların olduğu 2021 yılı Türkiye’si. Eyy AKP, İşte tüm bunlar sizin eseriniz. AKP Dönemi yetişen gençliğin aklında kalanlar. Ne diyeceksiniz bakalım. Ancak biz DOĞRU PARTİ olarak diyeceğimizi her ortamda söylüyoruz. İktidarımızda mutlaka ama mutlaka Devr-i Sabık yaratılacak ve hukuk önünde hesap vermeniz sağlanacaktır.

DOĞRU PARTİ olarak sizin sorunuzu size soruyoruz,

Bu ülke bugün bu hale geldiyse,
Vatandaş çöpten rızık topluyorsa,
Meydanlar açız açız diye bağırıyorsa,
Pazardan atık topluyorsa,
Ev kirasını, Elektrik ve Su faturasını ödeyemiyorsa,
%25 i açlık sınırının altında, %50 si yoksulluk sınırının altında ise,

Yirmi yıldır ülkemizi yöneten AKP! Bu ülkeyi bu hale siz getirdiniz. Aynaya bakarsanız sözlerinizin muhatabını göreceğinizden şüpheniz olmasın.

Şimdi size soruyoruz Eyy AKP; Millete gidebiliyormusunuz? İnsanların yüzüne bakacak haliniz var mı? Bence YOK. Öyleyse; Geriye, ülkemizin selameti için tek çözüm kalıyor o da SEÇİM, SEÇİM, SEÇİM. Çünkü; Siz iktidarsınız ancak muktedir değilsiniz.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

İKİZKÖY NÖBETTE

İKİZKÖY NÖBETTE
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri işleticisi, Yandaş LİMAK  ve İÇTAŞ ortaklığındaki YK Enerji, İkizköy sırtlarındaki Akbelen Ormanı’nın 740 dönümlük alanını, termik santrallere linyit kömürü sağlayan açık maden ocağına ilave etmek için gerekli izinleri almış ancak İkizköylüler’in direnişiyle karşılaşmıştır. İkizköy sakinleri 22.Nisan.2021 tarihinden itibaren Akbelen Ormanı’nı koruma adına başlattıkları nöbetlerine devam etmektedirler.

İkizköylüler’in Orman Genel Müdürlüğü’ne karşı açtığı iptal davası bilirkişi tarafından keşif yapılması yönünde karar almıştır. Ayrıca; İkizköylüler Muğla 1. İdare Mahkemesi’ne, YK Enerji firmasına verilen açık maden işletme izninin yürütmesinin durdurulması için de dava açmış, mahkeme bu talebi bilirkişi raporunun oluşturulmasından sonra değerlendirmeye alınacağı cevabını vermiştir. Yani; Ormanın talan edilmesine devam izni verilmiştir.

Yürütmenin durdurulmaması sonucu bugün, tüm kamu görevlileri yangın söndürmeyle uğraşırken, termik santral ve madenleri işleten YK Enerji firmasının, yangını ganimet bilerek dışarıdan orman yangını gönüllüleri olarak getirdikleri kişiler tarafından 100’ün üzerinde ağaç kestiği görülmüş ve bu haber basınımızda yer almıştır.

Değerli vatandaşlar, Bugün İkizdere çevre komitesinden bir mail aldım. Hiç dokunmadan size aktarıyorum.

İtildik, sürüklendik ama gitmiyoruz

İkizköy Çevre Komitesi

10 Ağustos 2021

Akbelen’den çıkarılmaya çalışıyoruz, ama gitmiyoruz. 

Dün gece saat gece 00:30 itibariyle kolluk güçleri tarafından, hukuksuz şekilde kesim yapan şirkete karşı kömür madeni olmasın diye koruduğumuz Akbelen Ormanı’ndan çıkarıldık. Yangın nedeniyle oldukça işlek olmasına rağmen Milas-Ören karayolunun yakınında kızılçamlarımızı beklemeye devam ediyoruz. Pazar günü şirket yangını bahane ederek 105 ağacımızı kesmişti, ağaçlarımızı sahipsiz bırakamayız. Tek bir ağacımızı daha kaybetmek istemiyoruz. Kızılçamlarımızı, kuşlarımızı, yuvamızı beklemeye ve ormanın seslerini dinlemeye devam edeceğiz.

“Ülkemiz yeşil kalsın” anlayışı çerçevesinde ikizköy katliamcılarına soralım, İkizköy Akbelen ormanı mı? Oradan yandaş firmanın çıkarmak istediği Linyit kömürü mü? Hangisi,

Büyük bir bölümü yangın nedeniyle yok olan ormanlarımız yüreğimizi de yakmıştır. Bu firmaların yanan yürekleri yok mu? İktidar yönetimini ve yargıyı Bu katliamlara son verilmesi konusunda göreve davet ediyor ve Anayasamızın 169.maddesine uygun davranmalarını bekliyoruz.

DOĞRU PARTİ ülkemizin tamamında yapılan bu katliamlara son verilmesi ve yöre halkının içinde olmadığı her kararın karşısında olduğumuzun bilinmesini ve iktidarımızda tüm bu katliama sebep olanlardan hukuk önünde hesap sorulacağını belirtmek isterim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.