h Dolar 18,8101 % 0
h Euro 20,5012 % 0
h Altın (Gr) 1.163,10 %-0,14
h BIST100 5.122,35 %-1,34
h Bitcoin 434587 %-1.56307
Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Cezmi Orkun

Cezmi Orkun

03 Ağustos 2022 Çarşamba

HALK YİNE DIŞLANDI

HALK YİNE DIŞLANDI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, ÇED(Çevresel Etki Değerlendirmesi)’in yönetmelikte geçen tanımı, Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin (ki; Kimya-petrokimya-ilaç ve atıklar, Sanayi tesisleri, Tarım-orman-su ve gıda, Ulaşım-altyapı ve kıyı yapıları, Enerji, Turizm ve konut ile Madencilik Sektörleri) çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesi, projelerin takibi ve kontrolü kapsamındaki çalışmalar olarak yer almaktadır.

ÇED’ in amacı ise; Ekonomik ve sosyal gelişmeye engel  olmaksızın,  çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında koruyarak, yeni proje ve gelişmelerin; çevreye olabilecek sürekli veya geçici olumsuz etkilerinin sosyal sonuçlarını ve alternatif çözümlerini, ilgili tüm tarafların görüş, kaygı ve önerilerini de dikkate alarak işletme öncesi-esnası ve sonrasını da içine alan bir süreci gerçekleştirmektir.

Ülkemizde ÇED ile ilgili 1993 yılında yapılan ilk düzenlemeyi takiben bugüne kadar 17 kez kısmi, 6 kez de tamamen değiştirilen yönetmelik, bir kez daha 29.07.2022 tarih ve 31907 sayılı resmi gazetede yayımlanarak değiştirildi. Yeni yönetmelik, yöre halkı ve STK’ları tamamen sürecin dışına itmiştir.

2021 yılında Çevre Kanunu’na geçici 3. madde olarak konulan ve çok sayıda büyük projeye ÇED muafiyeti getiren değişiklik AYM tarafından durdurulmuş ve gerekçeli kararı henüz açıklanmamışken, mahkemenin reddettiği maddenin yeniden yönetmeliğe dahil edilmesi AYM’nin kararının bakanlıkça tanınmadığını göstermiştir. Özetle, söz konusu yönetmelik değişikliğinde,

Yönetmelikte yer alan ‘halk’ kavramı değiştirilerek konusunda uzman meslek örgütleri ile demokratik kitle örgütleri sürecin dışında bırakıldı. ÇED inceleme alanının sadece projenin yapılacağı yer için değerlendirmesini. , meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini süreçten çıkarmak suretiyle şirket ile bireyleri baş başa bırakmaktadır. Örneğin proje sahasında yer alan tarım ve sulak alanlar ile arkeolojik alanlardan ÇED raporunda bahsedilmeyecek. Bu yönde verilen bir yargı karavarsa geçerliği olmayacak.
ÇED süreci kapsamında yapılan İDK( inceleme değerlendirme komisyonu) toplantısının online yapılmasına karar verilmesi ile halkın katılımınınazalması yanında projeye karşı itirazların engellenmesive kayıtlara geçmemesi sistem yöneticisinin inisiyatifinde olacaktır.
Toplu konut projelerinde 200 konut ve üzeri ÇED gerekli değildir kararı alınması gerekiyorken, bu sayı 300’e çıkarılarak AKP’nin gözde müteahhitlerine ayrıcalık tanınmıştır.
Eski yönetmelikte 200 konut ve üzerindeki TOKİ projelerinde ‘proje tanıtım dosyası’ istenirken yeni yönetmelikte 500 konutun altındaki projeler ÇED’den muaf tutulmuş oldu.
Karotlu sondajlar ÇED kapsamı dışına çıkarıldı.Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madenini işleten firmanın Kemaliye’de yapmak istediği karotlu sondaja ilişkin,çevrecilerin itirazı ile ÇED kararı alınması gerektiğini belirten yerel mahkeme kararının hükmü kalmamıştır.
Yönetmelikte, idare mahkemelerinin verdiği iptal ya da yürütmeyi durdurma kararları, ÇED kararının geçersiz sayılmasını engelleyecek mücbir sebepler arasında gösterildiğinden, Projeden etkilenen birey ve toplulukların bu konudaki başvuru hakkı elinden alınmıştır.
Büyük projelerin çevre üzerindeki etkisini değerlendiren raporlar, çevre katliamlarının önünde büyük engel teşkil ediyordu. Bu düzenleme ile AVM’ler100 km ve altı demiryolu projeleri, golf tesisleri, toplu konut projeleri, boyama tesisleri, orman alanlarının dönüştürülmesi ve yeraltı metro projeleri ÇED kapsamından çıkarılmış oldu.
RES (Rüzgar enerji santralleri) çevresel etkisi nedeniyle tribün sayısı üzerinden yapılması gerekirken, güç üzerinden ÇED sürecine karar verilecek.
Akarsu havzaları ile deniz göl ve nehirlerin dip taramaları ÇED’den muaf oldu.
ÇED uygulama sınırı Seramik üreten tesislerde 300 bin tona çıkartıl.
10 MWm altındaki HES (Hidroelektrik Enerji santralleri)için ÇED istenmeyecek.

Değerli vatandaşlar, madencilik sektöründen örnek vermek gerekirse, kırmaelemeyıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler, ÇED uygulanacak proje olmaktan çıkarılmıştır. Madencilik faaliyetleri yapan bu tesisler; çevre ve insan sağlığını doğrudan etkileyen kimyevi atık, toz ve duman gibi ürünlerin ÇED sürecinedahil edilmemesi, yeşil kalkınmaya nasıl bir katkı sağlayacağı şaibelidir. Özellikle bu tesislerin mevzuat gereği yasaklanan zeytinlik sahalarda kurulması ve işletilmesi bu düzenlemenin yaratacağı olası zararları tahmin etmek zor olmayacaktır.

Yeni ÇED Yönetmeliğinin çevresel demokrasiye gerçekten bir katkı sunduğunu söyleyebilmek için, özellikle çevresel konularda halkın karar verme süreçlerine katılımı, söz ve karar hakkını garantiye alan düzenlemeleri içermesi gerekir. Ancak, Halkın bu süreçlere dair söyleyeceği sözün, vereceği kararın İdare katında dikkate alınacağına dair bir düzenleme yoktur. Bu değişiklik, mevcut ÇED süreçlerinde haklarının nasıl ihlal edildiğini çok iyi bildiğimiz yurttaşların en önemli destekçileri olan, uzmanlıkları, kampanyaları  ile yöre halkına destek veren dernek, barolar, meslek odaları ve vakıflar gibi önemli tüzel kişi örgütleri ÇED süreçlerinden çıkarılmıştır.

Yönetmeliğin; “Olumlu veya gerekli değildir kararı verilmiş olan ÇED projeleri için …. Engel teşkil edecek; doğal afet, olağanüstü hâl, idari yargı kararları varsa …. İfadesinde, yargı kararı da mücbir sebepler arasına alınmış. Oysa yargı kararları hiçbir şekilde mücbir sebep kapsamına alınamaz. Çünkü, yargı bir projehakkında iptal kararı vermiş ise, dava edilen projeye verilenizinlerin hukuka aykırı olduğu sonucu çıkar. Fakat, yeni yönetmelikle, idari yargı süreçlerinin mücbir sebep kabul edilmesi, aslında yatırımcıya hukuk dışı bir güvence verildiğini gösteriyor.

Mevcut AKP yönetiminin bu yönetmelik değişikliği ileamacı, sürdürülebilir yaşam, çevresel demokrasi ve katılım haklarını korumak değil, yandaş-paydaş yatırımcıların önündeki engelleri kaldırmaktır. DOĞRU PARTİ, söz konusu değişiklik ile çevredoğa ve gelecek kuşakların haklarını ihlal eden bu ve benzeri düzenlemeleri yeniden ele alacak ve yöre insanlarının istekleri doğrultusunda düzenleme yapacaktır. Çevre ve insan sağlığı kırmızı çizgimizdir.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Devamını Oku

KARA BULUTLAR

KARA BULUTLAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, AKP yönetiminin yirmi yıllık iktidarı sonunda vergi gelirleri, merkez bankasındaki 128 milyar dolar, doğal afetler için biriken yardım paraları ve satılan tüm varlıklardan elde edilen milyar dolarlar nereye harcandı bilen yok, milletine hesap veren yok. Ayrıca, iç borç toplamından daha fazla faiz ödeyen, cari açığı 11 milyar dolar olan, kasası 60 milyar dolar ekside olan ülkemizin, ekonomisi çökmüş, yoksulluk ve açlıkla mücadele eden halkımızın, yüksek enflasyon nedeniyle %90’ı yoksullaşmış, saray ve eşrafının içerisinde yer aldığı yaklaşık %10 oranındaki kesim ise servetlerine servet katmıştır.

Bu durumdan en çok, ekonomik büyüme ve toplumsal gelişmenin temelini oluşturan ve toplam sayıları 20 milyonun üzerinde olan esnaf, memur, işçi, çiftçi ve emekliler etkilenmektedir. Halkımız bilmeli ki, dini siyasete alet eden Siyasi İslam anlayışında

Zengin ve fakir eksenli bir ekonomi anlayışı hakimdir. Bunlardan fakir kesimin ekonomik yaşama ciddi bir katkısı olmaz, üretimi elinde bulunduran zengin kesim ise daha fazla kazanç elde edeceğinden  dengesiz bir gelir dağılımına sebep olur.

 

Ekonomik kriz içerisindeki ülkemizde, mevcut yönetimin yaptığı zamların sürekliliği, milli gelirimizin adil olmayan paylaşımı vs. gibi etkenler, insanlarımızı her geçen gün daha da fakirleştirmekte, açlık ve sefalete sürüklemektedir. Kriz ortamı, insanlarımızı Çaresizlik ve umutsuzluğa itmekte ve toplumumuzda cinayet, çocuk ölümleri, obezite, çocuk yaşta hamilelik, depresyon ve mahkûm sayısında artış gibi olumsuzlukların yaşanmasına neden olmaktadır.

Değerli vatandaşlar, ülkemiz; mevcut AKP yönetiminin kutuplaştırıcı politikaları ile,

  • Siyasetten ahlaka,
  • Ekonomiden hukuka,
  • Sağlıktan eğitime
  • Üretimden istihdama
  • Sanayiden bürokrasiye

Her alanda çöküş yaşıyor.

  • Kötülüklerin sıradanlaşması,
  • Yobazlığın kurumsallaşması,
  • Rüşvet ve yolsuzluğun meşrulaştırılması
  • Yalan, iftira ve istismar siyasetinin hakim kılınması

Uygulamaları, bu çöküşün temelini oluşturmaktadır.

 

AKP iktidarı ve koşulsuz destekçisi MHP, bu çürümenin baş sorumluları olup oturdukları yerden kalkmamak için içeride ve dışarıda her yolu deneyeceklerdir. Çünkü, suçlarını örtmek için koltuğa mahkum olmuşlardır.

Bir örnek vermem gerekirse; AKP yönetimi, bir dilim ekmeğe muhtaç ettiği vatandaşlarımıza sosyal yardım adı altında kömür, yiyecek vs. dağıtarak, yardıma muhtaç halkımıza, ben olmazsan bu yardımlardan mahrum kalırsın algısı yaratıyor. Bilinmeli ki yapılan bu yardımlar sürekli olmayıp, AKP yönetimi sadece, kendi siyasi geleceği için koz olarak kullanıyor.

DOĞRU PARTİ iktidarında “sosyal yardım vatandaşlık hakkıdır” inancıyla, doğumdan ölüme kadar herkese “temel vatandaşlık geliri” ödeme sistemi çerçevesinde insanlarımız onurlu ve vatandaşlık şuuru içerisinde kimseye muhtaç olmayacaktır.

Değerli vatandaşlar, halkını seven ve saygı duyan bir yönetim, halkımızı aldatmaz, yalanlarına alet etmez, kendileri lüks ve şatafat içerisinde yaşarken milleti açlık ve sefalete mahkum etmez, kutuplaştırmaz, zulmetmez hatta ağlanacak duruma sokmaz. Şimdi siz söyleyin, mevcut yönetimin anlayışında sizlere sevgi ve saygı var mı?

DOĞRU PARTİ  kadroları, halkına olan sevgi ve saygı ekseninde, halkımızın ülkemiz gelirlerinden, yani  GSMH dan hak ettikleri payı almasını ve paylaşımda adaleti sağlayarak halkımızın rahat ve huzurunu temin edecek bilgi ve duyguya sahiptir. Önceliğimiz, T.C. için BEKA sorunu haline gelen ve vatanımız üzerinde kara bulutların dolaşmasına sebep olan AKP ve MHP’yi sandığa gömerek ülkemizi her alanda ileriye, aydınlık geleceğe taşımak olacaktır.  

Selam ve saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

VATANDAŞ SORUYOR

VATANDAŞ SORUYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Değerli vatandaşlar, insan beyni, kanla iletilenbesin maddeleri ile beslenir. Vücuttaki tüm hücreler gibi beyin hücreleri de besine ihtiyaç duyar. İnsanın dengesiz ve yetersiz beslenmesi beyindeki hücre sayısını ve sinir hücrelerinin gelişimini engelleyerek kalıcı hasarlara neden olmaktadır.

Yapılan araştırmalar beyin sağlığı için gerekli vitaminleri barındıran gıda grubunu Yeşil yapraklı sebzeler, balıklar, meyveler ve sert kabuklu kuruyemişler olarak açıklamaktadır. Bu besinleri yeterli düzeyde alamayan insanlarda hafıza kaybı, unutkanlık, beynin hızlı yaşlanması, sinir sistemlerinde hasar oluşması, alzheimer hastalığı, görme ve duyu kaybı, kaslarda kuvvet kaybı ve şuur bulanıklığı gibi ciddi problemlerin yaşanmasına sebep olmaktadır.

Değerli vatandaşlar, AKP yönetiminin yirmi yıllık iktidarı sonucunda insanlarımızın yüzde 60’ını açlığa, yüzde 90’ını yoksulluk ve sefalete mahkum etmiş olduğundan sağlıklı beslenmesinden bahsetmek mümkün değildir. Sağlığı olan kişinin umudu vardır ve umudu olan birçok şeyin sahibi olur. Sağlığımız bozuk, umudumuz tükendi tükenecek ve hayalleri çalınan bir toplum olduk. Zaten AKP yönetimi de düşünen, eleştiren değil biat eden bir toplum istediğinden yaptığı zamlarla bu amacını ifşa etmiştir.

Vatandaşlar şöyle diyor; bu hükümet vatandaşın sağlığını çok düşünüyor. Kırmızı et sağlığa zararlıdır diye zam  yapıyor, yaşlı insanların ve çocukların gaz yaptığı için süt içmesini önlemek için süt ve süt ürünlerine zam yapıyor, gazete ve kitap okuyarak gözlerimizin bozulmasını istemediği için zam yapıyor açıklamasını takiben AKP yönetimine lütfen beni dinleyin diye sesleniyor ve devam ediyor.

Bizler sosyal aktivitelerden vaz geçtik, temel tüketim ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamıyoruz, sağlıklı beslenmeyi unuttuk sadece karnımızı doyurmaya çalışıyoruz. kiralarımızı ödemekte zorlanıyoruz, elektrik ve doğalgaz faturaları altında eziliyoruz, vasıflı ve vasıfsız insanlarımız işsiz, emekliler perişan ancak tüm bunlara sebep olan siz AKP yönetimi biraz sabredin yine biz düzeltiriz diyorsunuz. O zaman biz vatandaş olarak soruyoruz madem düzelteceksin o zaman niye bozdunuz. Vatandaşlar aç ancak sizin boş vaatlerinize karnımız tok diyerek sağlığından ve geleceğinden duydukları endişeleri anlatıyorlar.

DOĞRU PARTİ tüm bunları duymakta ve görmekte olup ülkemizin sevgi temelli otamında rahat ve huzuru temin etmek için sessizlerin sesi, kimsesizlerin hamisi olmanın yanında cumhuriyetin temel ilkelerini uygulayacak tek adrestir. Milletimizin bu adres de umudu yeşerecek, hayalleri gerçek olacaktır. Gücünü milletinden alan DOĞRU PARTİ’nin tek dayanağı milletimiz ve onun sarsılmaz iradesidir.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Devamını Oku

HESAPLAŞMA

HESAPLAŞMA
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Değerli vatandaşlar, AKP iktidar temsilcileri bir yandan halifelik özlemi içerisinde, diğer taraftan Cumhuriyet ve değerleriyle hesaplaşma arzularını açıkça söylemekte ve eyleme dönük algı operasyonlarını aralıksız sürdürmektedir. Bunu ben söylemiyorum. İşte size bazı söylemlerden örnekler;
Sayın Emine Erdoğan, Sosyal medyada yer alan bir konuşmasında “ Biz sadece kendi çeşmemizden, ampulümüzden, soframızdan ümmetin halifeliği sorumluluğu değil yeryüzünde halife olmanın sorumluluğunu taşımaktan mesulüz…” ifadesini kullanmıştır. (Halife Erdoğan)
AKP Genel Başkanı Erdoğan 19.Aralık.2021 tarihinde Dolmabahçe sarayında “2021 İlim Yayma Ödülleri Töreninde” yaptığı konuşmasının bir yerinde “iki gün önce bu kubbede(Dolmabahçe Sarayı) Türkiye-Afrika Liderleri zirvesinin kapanışını yaptık. İstiyorduk ki bu buluşma, bu birliktelik, bu dayanışma evet nasıl ki buradan farklı bir şekilde hitama erdi yine buradan ayağa kaldıralımifadesini kullanmıştır. (Hilafet Hayali) (Son Halife Abdulmecid Efendi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hilafeti kaldırmasıyla 1924 maiyetiyle birlikte Dolmabahçe Sarayını terk etmiştir.)
AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Çayırovadaki Yerel Yönetimler Danışma Kurulu Toplantısı’nda 2023 seçimlerini işaret ederek ‘100 yıllık hesaplaşmaya hazır mısınız?’ ifadesini kullanmıştır.(Cumhuriyet ile Hesaplaşma)
Mahir Ünal ise gençlerle buluşması esnasında Cumhurbaşkanını telefonla arayarak “Biz sizlere dua ediyoruz, bütün ümmet size dua ediyor.” İfadesini kullanmıştır. (Kimin Ümmeti, Haşa Peygamber mi?)

Değerli vatandaşlar, bizler içinde bulunduğumuz problemlerle boğuşurken, Ülkemizin çözülmesi gereken birçok sorunu ortada iken, iktidar bu söylemlerle geleceğe yönelik ülkemiz ulus devlet yapısını değiştirme arzusu arada kaynıyor. Oysa, bu durum günümüz  siyasi iktidar anlayışıdırve görülmesi gerekmektedir. Çünkü; Yitirilen maddi değerlerin telafisi mümkündür ancak milli, manevi ve ortakdeğerlerin telafisi mümkün değildir. DOĞRU PARTİ ulus devlet yapısının teminatı olarak bu anlayışın her türlü oyunlarını sizlerle birlikte bozacaktır.

AKP iktidarının bilinçli olarak yaptığı eylem ve söylemlerle Cumhuriyet ve değerlerini ortadan kaldırmaya yönelik hesaplar peşindedir. Ancak bilmeleri gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatları AKP iktidarı ve koşulsuz destekçilerinin dini ve milli duygularımızı istismar etmek suretiyle saray saltanatı için vatanımıza ihanetlerini ve gerçek duygularını ifade eden 100 yıllık hesaplaşma hayalleri, sandıkta hak ettikleri cevabı  vererek hesaplaşacaktır. Hayallerin kurulduğu, gerçeklerin iseyaşandığını bilmek gerekir.

Değerli vatandaşlar, AKP yönetimi Cumhuriyetimizin tüm değerlerinin ortadan kaldırılması ve hilafetin yeniden getirilmesi arzusunu taşımaktadır. Ancak; Suudi Arabistan ziyaretinde ümmet desteğini alamadığı görüldü. Ulu önder Atatürk’ün “benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”  sözü doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin her ferdi, her evladı vatanına ihanet edenlere asla izin vermeyecek ve bu anlayışla mutlaka hesaplaşacaktır.

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Devamını Oku

SARAYIMIZ MİLLETİN GÖNLÜDÜR

SARAYIMIZ MİLLETİN GÖNLÜDÜR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, bir önceki yazımda “saray da millet yok” demiştim. Gerçekten olmadığına inanan okuyucularımdan desteklerinin yanında sizin sarayınız yok mu? sorusuna muhatap oldum. Bu soruya cevaben elbette var. Bizim sarayımız aziz milletimizin gönlüdür. Biz DOĞRU PARTİ camiası olarak sarayımızı milletimizin gönlüne oturtmak istiyoruz ve eminim ki o saray bizlere kapılarını ardına kadar açacaktır. Biz huzuru milletimizin gönlünde, milletimiz de refahı ve huzuru bizim iktidarımızda bulacaktır. DOĞRU PARTİ iktidarı, milli geliri vatandaşları arasında adil dağıtacak, bugünkü AKP yönetiminin adil olmayan dağıtımı sonucunda yokluk, yoksulluk ve açlığa mahkum ettiği vatandaşlarımıza sabredin bu sıkıntıları birlikte aşacağız katlanmalısınız demiyecektir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Malatya’daki Kuzey Çevre Yolu’nun açılış töreninde  Artan hayat pahalılığını “küresel ölçekteki artışa ve içerideki fırsatçılara” bağlayarak “Milletimizden sabırlı olmasını, bize güvenmesini istiyorum” ifadesine;

  • Hep birlikte fedakârlık yapmamız, hep birlikte günlük kazancımızı değil ortak geleceğimizi düşünmemiz gerekir,
  • Üç kuruş fazla kazanmak için milletin huzuruna göz dikenler, en büyük zararı kendilerine vermektedir.
  • Vicdansızlık yaparak milletin aşına, ekmeğine, geçimine göz dikenlere acımayacağız.

Sözleriyle devam etmiştir. Ben boşuna saray da millet yok demiyorum. Gerçekten de bu anlayış da milletimize yer yok. Niye mi? Milletten fedakarlık yapmasını isteyen Erdoğan itiraftan tasarruf olmaz diyerek her türlü şaşaalı yaşantısını sürdürürken vatandaştan fedakarlık istemesi ne kadar inandırıcı? Kazanan millet değil ki, Erdoğan’ın koruma zırhındaki yandaş/Paydaş şirketler, birden fazla maaş alma aymazlığını gösteren saray eşrafı ve ballı bürokratları değil mi? Erdoğan, en büyük zararı kendisine verdiğinin farkında değil. Çünkü saray milletten kopuk.

 

Bir diğer söyleminde ise milletin aşına, ekmeğine ve geçimine göz diken vicdansızlara acımayacağını söylüyor. Milletimizi açlığa, sefalete, yokluğa mahkum eden vicdansız ben miyim? Bence aynaya bakmalısınız. Aynalar yalan söylemez inanın yalan söylemez.

 

Değerli vatandaşlar, siz söyleyin sorunları çözmek yerine suçlu arayan, kendisini eleştirmeyen ve eleştirilmeye tahammülü olmayan birinin varlığı temel sorun değil midir? Öyle ya sorunların çözümünde başarılı olamayan biri sorunun kendisi olur. Siyaset şikayet etme, suçlu arama ve kendisi lüks içerisinde yaşarken milletinden fedakarlık ve sabır isteme yeri değildir. İktidarlar çözüm üretmek zorundadır. Bir kez daha belirtmek isterim Saray ve eşrafı milletinden kopmuştur. Çünkü;

  • Elektrik zamlarıyla dağıtım ve tedarik şirketlerine milletimizin sırtından milyarları aktaran.
  • Torunlarımızın dahi geleceğini ipotek altına alan köprü, otoyol, havaalanı vs. şirketlerine garanti edilen bedelleri yanında pandemi nedeniyle milletin sırtından milyarlar ödeyen.
  • Tüm madenlerimizi küresel güçlere teslim ederken köylümüzü, yöre insanını mağdur eden madencilik şirketlerine yine milletin sırtından milyarlarca parayı teşvik olarak veren.
  • Kur korumalı mevduat hesap sahibi 300 bin kişiye milletin sırtından milyarları dağıtan.

 

AKP yönetimi deği mi? peki AKP yönetimi milletimize ne yaptığına bakarsak;

  • Elektrik ve Doğalgaz zamları ile milletimizi fahiş faturalarla baş başa bıraktı.
  • Bir kararname ile suçlu-suçsuz ayrımı yapmaksızın binlerce insanı içeri atarak yıkımlar yaşattı.
  • Öğrencilerimizi, esnafımızı, emeklimizi, çalışanımızı hülasa toplumun yüzde 60’ını icra daireleriyle boğuşur hale getirdi.
  • Tarım da uyguladığın yanlış politikaları ile ülkemizi tarımsal ürünleri ithal eden ülkeler safına soktu.
  • Eğitim ve sağlık hizmetlerini parası olanların faydalanacağı hale getirdi.
  • Rüşvet ve Yolsuzluk yapanları sorgulamak yerine ödüllendirdi.
  • Seçim yasaklarından kendini muaf tutarak devletin tüm imkanlarını AKP için kullanma gibi ayrılıkçı bir yöntemin mimarı oldu.

Tüm bunları yapıyorsun ve millete kazancımızı değil geleceğimizi düşünmemiz gerekir diyerek millete sabret diyorsun. Eğer milletimizin geleceği, refah ve huzurunu istiyorsanız DOĞRU PARTİ olarak programımızda yer alan ve iktidarımızda uygulayacağımız bazı projelerimizi uygulamanız için saray ve eşrafı sizlere öneriyoruz. Bunlar;

  • Tüm madencilik ve enerji faaliyetlerini devletin denetim ve kontrolünde olacak şekilde millileştiriniz.
  • Öğrencilerimizin kredilerini karşılıksız hale getirin. Borçlandırdığınız tüm öğrencilerimizin borçlarını siliniz.
  • Tarımda, devletin ülkemiz bölgelerinin coğrafi özellikleri dikkate alınarak bir planlama yapılması ve planlama da devlet alım garantisi çerçevesinde üretimin yapılmasını sağlayınız.
  • Eğitim ve Sağlık hizmetlerinin tamamını ücretsiz hale getiriniz.
  • Siyasi partilere her yıl yapılan hazine yardımlarını kaldırınız.
  • Elektrik dağıtım ve tedarik hizmetlerinin devletin ilgili kurumu tarafından yapılmasını sağlayarak bu şirketlere kaynak aktarmayı sonlandırıp millete ucuz elektrik verilmesini sağlayınız.
  • Seçim barajını tümüyle kaldırarak gerçek millet iradesinin TBMM’ye yansıtılmasını sağlayınız.

Bunlar ülkemiz geleceği ve milletimiz menfaatine olacak bir kısım önerilerdir. Milletimizden fedakarlık istemek yerine devleti yöneten siz saray ve eşrafı fedakarlık edin ve sandığı milletin önüne koyun.

 

Değerli vatandaşlar, hedefinde Yandaş/Paydaş menfaati değil vatandaş ve ülkemiz menfaatleri olan uygulamalarımızdan bir kısmını belirttiğim Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ışığında çözüm önerilerimizi DOĞRU PARTİ yönetimi olarak uygulayacak ve arzu ettiğimiz, istediğimiz sarayı sizin gönlünüze inşa edeceğiz. Bizim sarayımız siz milletimizin her bir ferdinin gönlüdür.

 

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.